Toplantı Duyurusu: Ankara Anlaşması’nın geleceği ve Brexit sonrası alternatif modeller

23 Haziran 2016 referandumu sonrası İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkma kararı vermesi nedeniyle, Ankara Anlaşması’nda hızla sona yaklaşılıyor. Peki, İngiltere Avrupa Birliği’nden ayrıldığında Ankara Anlaşması sona erene kadar, İngiltere’ye giriş yapmış olan Türk vatandaşlarının durumu ne olacak? Başvuruları kazanılmış hak olarak değerlendirilecek mi yoksa İngiltere AB’den ayrıldıktan sonra Ankara Anlaşması ile ülkede kalanların vizeleri iptal mi edilecek?

Bu konuda pek çok spekülasyon yapılıyor. Internette bilgi kirliliğinden kaynaklanan farklı yorumlar, sadece Ankara Anlaşması ile İngiltere’de bulunanları değil, aynı zamanda Ankara Anlaşması ile İngiltere’ye gitmeyi planlayanları da endişeye sevk ediyor.

Bir çok hukukçu, İngiltere açısından Ankara Anlaşması’nın sona ermesi durumunda, İngiltere’de Ankara Anlaşması ile bulunanların kazanılmış hak edinemeyeceklerini savunuyor. Ancak bazı genç hukukçular ve OISC danışmanları, kazanılmış hak elde edileceğinden kesin emin görünüyorlar. Hatta bunlardan bazıları, Ankara Anlaşması’nın İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılması ile hiç bir ilgisinin olmadığını iddia ediyor.

En azından şimdilik İngiltere, Ankara Anlaşması başvurularını halen kabul ediyor. Bu durumda, başvurularını yapmadan önce Türk vatandaşları nelere dikkat etmeli ve ne tür dosyalar hazırlamalı? Aydoğdu davasının Ankara Anlaşmasında kalıcı oturumu kaldırmasına neden olmasının, Ankara Anlaşması vizelerinde etkisi neler? Kalıcı oturum almak Ankara Anlaşması ile mümkün olacak mı?

Kalıcı oturum düzenlemesini yakın bir zamanda açıklayacağını bildiren İngiliz İçişleri Bakanlığı, yeni düzenlemede ne tür koşullar isteyecek?

Bu ve buna benzer çok önemli bir çok sorunun cevapları, 25-31 Mayıs 2018 tarihleri arasında İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa’da düzenlenecek toplantılarda anlatılacak.

Türk vatandaşlarına yönelik 10 yıl giriş yasağı uygulamasını başarıyla kaldıran ve Ankara Anlaşması vizelerindeki haksız redlerde yüksek mahkemede kazandıkları başarılarıyla bilinen İngiliz avukat Garth Coates ve uzman ekibi Türkiye’ye geliyor.

İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa’da bire bir toplantıların yanısıra 26 Mayıs’ta İstanbul Şişli’de seminer düzenlecek.

Ankara Anlaşması’nın alternatifleri de anlatılacak

Türk vatandaşlarının önünde sadece Ankara Anlaşması değil, başka vize seçenekleri de var. Hatta, sadece İngiltere değil, diğer AB ülkelerinde de Ankara Anlaşması’ndan yararlanmak mümkün. Ankara Anlaşması veya alternatif vizelerin yanısıra, Ankara Anlaşmasının uygulandığı diğer AB ülkeleri de bu seminer ve toplantılarda anlatılacak.

Profesyonel bilgi verilmesi nedeniyle bu toplantı ve seminerlere katılım ücretlidir. Seminer katılım ücreti 25 Euro, özel bire bir toplantı katılım ücreti ise 100 Euro’dur. Seminer ve özel toplantı dili Türkçe’dir.

Detaylı bilgi ve davetiye için:

https://www.eventbrite.com/e/avrupa-birligi-altn-vize-ve-cifte-vatandaslk-programlar-ve-ankara-vizesi-tickets-45970589270

 

Toplantı Duyurusu: Yunanistan’da Konut Alanlara Oturum İzni

Garth Coates ve ekibi, Avrupa Birliği Göçmenlik Hukuku üzerine uzman İngiltere’nin tanınmış avukatlarından oluşuyor.

Türk vatandaşları, Avrupa Birliği’nin sert vize kurallarını aşmanın yolunu buldu. 150 bin Euro’dan başlayan maliyetlerle konut alanlara Yunanistan’da tam zamanlı oturum izninin yanısıra Schengen Bölgesinde vizesiz dolaşım hakkı da veriliyor.

İngiltere’nin tanınmış avukatlarından Garth Coates ve uzman ekibi Türkiye’ye geliyor. Uzmanlar arasında Yunanistan’ın tanınmış danışmanlarından Christakis Leonida da yer alıyor. Avrupa Birliği Göçmenlik Hukuku ve Yatırım yaparak çifte vatandaşlık programları üzerine uzman olan ekip, 25-31 Mayıs tarihleri arasında İstanbul, Bursa, İzmir ve Ankara’da bire bir özel toplantılar ve 26 Mayıs’ta İstanbul’da en az 10 katılımcının bulunacağı grup semineri düzenleyecekler.

150 Bin Euro peşinatla Yunanistan’da oturum izni almak mümkün

Yunanistan’da minimum 250 bin Euro değerinde konut satın almak gerekiyor. Ancak bazen satın alınan konutta, kira gelirini rehin göstererek 150 bin Euro’ya kadar düşen peşinatlarla konut almak da mümkün.

Yunanistan’da konut alarak elde edilen oturum izni, konut sahibinin yanısıra eş ve çocuklarına ve ebeveynlerine de oturum hakkı sunuyor. Bu oturum izni, Yunanistan’da tam zamanlı olarak sınırsız yaşama hakkı ve iş kurma hakkı verirken, aynı zamanda Schengen ülkelerine vizesiz seyahat etmeyi de sağlıyor.

Yatırım olanakları, yasal düzenlemeler ve vergi kuralları anlatılacak

Hukukçu ve mali uzmanların bulunacağı toplantılarda uzmanlar, Yunanistan’da konut seçiminde dikkat edilmesi gereken konuları, oturum izni kurallarını ve emlak vergileri hakkında bilgi verilecek.

Garth Coates ve ekibinin özel toplantıları ve seminer programı sınırlı sayıda davetliye açık olacak. Yurtdışı göçmenlik ve vize sisteminde bir karar almadan önce uzmanlarından doğru bilgi edinmek isteyen kişilere yönelik olan bu etkinliklere katılım ücreti seminer programında kişi başına 25 Euro, özel toplantıda ise 100 Euro.

Detaylı bilgi ve davetiye için: https://www.eventbrite.com/e/avrupa-birligi-altn-vize-ve-cifte-vatandaslk-programlar-ve-ankara-vizesi-tickets-45970589270

Türkiye Çağrı Merkezi: 0212 702 27 17

Toplantı Duyurusu: Avrupa Birliği Göçmenlik Programları

Garth Coates ve ekibi, Ankara Anlaşması vizelerinde, özellikle Türklere uygulanan 10 yıllık giriş yasağı uygulamasında İngiliz Yüksek Mahkemesinde kazandıkları çok önemli davalarla tanınıyorlar.

İngiltere merkezli hukuk firması Coates Global25-31 Mayıs 2018 tarihleri arasında Avrupa Birliği ülkelerinin Altın Vize ve Çifte Vatandaşlık programları ile son zamanlarda adından sıklıkla bahsedilen Ankara Anlaşması vizelerini anlatmak üzere Türkiye’ye geliyor.

İngiltere’nin tanınmış avukatlarından Garth Coates yönetimindeki Avrupa Birliği vize hukuku uzmanları etkinliklerde yer alacak. Uzmanlar arasında AB Çifte Vatandaşlık Programları ve Ankara Anlaşması uzmanı Tamer Ulay ve İngiliz Göçmenlik Hukuku ve Karayip Adaları pasaport programları uzmanı Çelemet Yener de yer alıyor.

25-31 Mayıs 2018 tarihleri arasında İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa‘da birebir özel görüşmeler şeklinde yapılacak olan özel toplantılar, kendi durumunu özel olarak görüşmek isteyen profesyoneller, yöneticiler, girişimciler ve iş insanlarına yönelik. Toplantılar 25-28/31 Mayıs tarihleri arasında İstanbul’da, 28 Mayıs’ta Bursa’da, 29 Mayıs’ta İzmir’de ve 30 Mayıs’ta Ankara’da yapılacak.

Özel toplantıların yanısıra, 26 Mayıs 2018 Cumartesi günü İstanbul Şişli Marriott otelde, en az 10 ve üstü katılımcının beklendiği seminer verilecek. Seminer boyunca Ankara Anlaşması vizeleri, Golden Visa ve Çifte vatandaşlık programları başta olmak üzere bilinen tüm popüler göçmenlik programları ekran üzerinden örnekleriyle birlikte anlatılacak ve internette bilgi kirliliğinden kaynaklanan yanlış bilgilerin doğruları açıklanacak.

Seminer dili Türkçe, özel toplantıların dili ise Türkçe ve ingilizce olacak.

Garth Coates ve ekibinin özel toplantıları ve seminer programı sınırlı sayıda davetliye açık olacak. Yurtdışı göçmenlik ve vize sisteminde bir karar almadan önce uzmanlarından doğru bilgi edinmek isteyen kişilere yönelik olan bu etkinliklere katılım ücreti seminer programında kişi başına 25 Euro, özel toplantıda ise 100 Euro.

Katılım/Kayıt

Altın Vize Portekiz’de rekor kırdı, 6 binden fazla onay çıktı

Portekiz’de Mart ayında Altın Vize (Golden Visa) başvurularında rekor kırılırken programın başlangıcından bu yana onaylanan vize sayısı da 6 bini geçti. Türk vatandaşlarının vize başvuru sayısı ise sadece Mart ayında yüzde 20 artarak büyük dikkat çekti.

Portekiz Göçmenlik ve Sınır Servisi (SEF) tarafından açıklanan rakamlara göre Mart ayında 174 ana başvuru sahibi Altın Vize için onay aldı. Bu kişilerin 320 bağımlı aile üyesin de aynı haktan yararlandı. Geçtiğimiz ay 2016 başından bu yana bir ayda en çok vizenin onaylandığı ay olarak kayıtlara geçti.

Mart ayında başvuranlar 103 milyon Euro (başvuran başına ortalama 592 bin Euro) yatırım yaptı. Bunun yüzde 90’dan fazlası gayrimenkul sektöründe gerçekleşti.

Portekiz programın başladığı Kasım 2012’den bu yana 6 bin 50 ana başvuru sahibine Altın Vize verdi. 10 bin 181 kişi de bağımlı aile üyesi olarak bundan yararlandı.

Program kapsamındaki toplam yatırım şu anda 3,7 milyar Euro’nun üzerinde.

TÜRKİYE’DEN REKOR BAŞVURU DİKKAT ÇEKTİ

Altın Vize’den yararlanan ilk beş ülke değişmedi ancak Türk vatandaşlarının bugüne kadar yaptığı toplam başvuru sayısı sadece bir ayda yüzde 20 arttı. Portekiz basınında bu olağan dışı artış oldukça dikkat çekti. Türk vatandaşlarından gelen taleplerin patlamasında Türkiye’deki siyasi ve ekonomik ortamın etkisinin olduğu yorumları yapılıyor.

2012’den beri Portekiz Altın Vize için onaylanan ilk beş ülke:

Çin: 3 bin 771
Brezilya: 522
Güney Afrika: 242
Rusya: 211
Türkiye: 188

Yıllara göre Portekiz Altın Vize onayı:

2012: 2
2013: 494
2014: 1526
2015: 766
2016: 1414
2017: 1351
2018 (İlk üç ay): 497

Altın Vize için yeni planlar yolda

Portekiz hükümeti Altın Vize’ye ilgiden oldukça memnun. Portekiz basınında çıkan haberlere göre hükümet daha fazla yatırım çekmek için Altın Vize’ye geçiş için yatırım fırsatlarını genişletmeyi planlıyor ancak henüz bu konuda detay yok.

Portekiz’de 2017’de gayrimenkul satışları yüzde 25-30 civarında artarken yabancı yatırımcılar 50 binden fazla konut satın aldı. Bu da toplam satışların dörtte birine karşılık geliyor. Gayrimenkul satışlarının artması hemen fiyatlara da yansıdı. Başkent Lizbon’da bir sene öncesine göre konutların metrekare fiyatı yüzde 37 arttı.

Portekiz en popüler Altın Vize programını yürütüyor. Hem Portekiz Parlamentosu’nda yasalaştığından hem de AB Komisyonu denetiminde olduğundan çok rağbet görüyor. Yabancı yatırımcılar ülkede gayrimenkul satın alarak belli bir süreç sonunda kalıcı oturum şansı ve AB vatandaşlığına yakalıyor.

COATES GLOBAL LİZBON’DA EN ETKİLİ FİRMA

Yüksek komisyon kaybının önüne geçebilmek için doğrudan inşaat firmaları ile çalışmayı önermesi ve bir hukuk firması olması nedeniyle gerçek değerinde yatırım olanağı arayanların en çok tercih ettiği kurum olan COATES GLOBAL, İngiltere merkezli çok uluslu bir hukuk firması. Firma son 2 yıldır Portekiz’de aktif olarak faaliyette ve Amerika’dan Çin’e yüzlerce yatırımcıya hizmet sundu.

Portekiz’de gayrimenkul alanların büyük bir çoğunluğu Altın Vize veya Vatandaşlık edinmekten daha çok paralarını daha iyi şartlarda değerlendirmek isteyen kişiler. Bir AB ülkesi olması ve ülkenin giderek gelişen ekonomisi birçok ülkeden yatırımcının dikkatini Portekiz’e çekmeye yetiyor. Zira ülkede henüz daha doymamış olan gayrimenkul sektöründe ciddi karlar elde etmek ve yüksek kira geliri edinmek mümkün.

Portekiz’de her türlü yatırım detayları ve sorularınıza cevapları Vizesiz Dünya sitemimizden bulabilirsiniz. (https://www.vizesizdunya.com/portugal)

Yunanistan “Altın Vize”yi sevdi; yeni teşvikler gündemde

Yunanistan Golden Visa (Altın Vize) programına başladığı 2013’ten bu yana 1,5 milyar Euro yatırım alırken 2017’de rekor kırıldı. İlgiden oldukça memnun kalan Yunan makamları ülkeye yatırım çekmek için yeni teşvikler düşünüyor. Altın Vize ile ilgili de iyileştirmeler bekleniyor. Ekonomi Bakan Yardımcısı Stergios Pitsiorlas programın kapsamının genişletileceği mesajı verdi.

Pitsiorlas Altın Vize gelirlerinin 1,5 milyar Euro’ya ulaştığını hatırlatarak bakanlığın programla ilgili iyileştirmeleri parlamentoya getireceğini açıkladı. Bakan Yardımcısı Pitsiorlas program kapsamına finans yatırımları için yeni ürünlerin hayata geçirileceğini bildirdi.

Yunanistan Nisan 2013’te “Stratejik ve Özel Yatırımlar için Kalkınma Dostu Bir Ortam Yaratma” yasasını yürürlüğe koydu. Buna göre AB dışındaki ülkelerin vatandaşlarına, 250 bin Euro ya da daha yüksek fiyatlı konut ya da ticari mülk satın almaları durumunda oturum izni fırsatı verildi. Yunanistan’ın Altın Vize programı AB topraklarında ikamet izni alma hakkını sağlayan en düşük miktarlı yatırımlardan biri olarak Portekiz ve İspanya’dan sonra üçüncü sırada yer aldı.

Uzmanlar Yunan emlak piyasasının Altın Vize sayesinde yeniden hayat bulduğunu belirtiyor.

Uzmanlar, Portekiz ile yarışabilmesi için, Yunanistan’ın iyileştirme yapmasını beklediklerini belirtiyorlar. Programda dış talebi daha da artıracak ve yatırım için bir teşvik olacak yeni değişiklikler yapılabilir. Örneğin önümüzdeki aylarda programın devlet tahvili yatırımları için genişlemesi bekleniyor. Yunan bankalarında 1 milyon Euro mevduatı bulunanlar veya Yunan şirketlerinin hisselerini satın alan bütün yabancılara da benzer bir fırsat sunulması gündeme gelecek.

2170 KİŞİ OTURUM ALDI

2017 sonu itibariyle Altın Vize kapsamında toplam 2 bin 170 kişi oturum aldı. Bu sayı 2016 sonunda 1522 idi. Oturum alan kişi sayısı her yıl giderek artıyor. Yunanistan’ın Altın Vizesine en çok ilgiyi açık ara Çinliler gösterdi. 191 oturum alan Türkler ise üçüncü sırada. Programdan yararlanan ülke dağılım yüzdeleri şöyle:

  • Çin yüzde 43,5
  • Rusya yüzde 17,8
  • Türkiye 8,8
  • Mısır yüzde 4,7

LÜKS KONUTLAR DAHA ÇOK TERCİH EDİLİYOR

Şu ana kadar gerçekleşen toplam yatırım (1,5 milyar Euro) ve onaylanan Altın Vize oturumları dikkate alındığında bir gayrimenkul için ortalama yatırımın 721.000 Euro olduğu anlaşılıyor. Bu da minimum yatırım miktarı olan 250.000 Euro’nun yaklaşık üç katına karşılık geliyor. Uzmanlar yabancı yatırımcıların daha çok büyük veya lüks evleri tercih etmesinden dolayı böyle bir durumun yaşandığını belirtiyor.  Avrupa Komisyonuna göre Yunan ekonomisi geçen yıl reel olarak yüzde 0,3 oranında genişledi. 2017’de yüzde 2,7 ve 2018’de yüzde 3,1 oranında büyümesi bekleniyor.

 YUNANİSTAN DÜŞÜK FİYATA RAĞMEN PORTEKİZ VE İSPANYA’DAN SONRA 3. SIRADA

Yunanistan’ın uyguladığı Altın Vize’nin dezavantajlarına gelince AB vatandaşlığının çok daha zahmetli olması ve şartların daha katı olması.Yunanistan Golden Visa programı oturum izni veriyor ancak çalışma hakkı sunmuyor. Türklerin vatandaşlığa alınması neredeyse imkansız. Vatandaşlık için ise en az 7 yıl boyunca ve her yıl için en az 10 ay Yunanistan’da yaşıyor olmak gerekiyor.

Vatandaş olunmadığı sürece, vize her 5 yılda bir uzatılmalıdır. Uzatım için gayrimenkulü elinizde tutmak zorundasınız.

Uzatım aşamasında 21 yaşını dolduran çocuklar veya kendi bağımsız yaşamlarını kuran aile bireyleri programdan yararlanmaya devam edemez. Ayrıca Yunanistan’da satın alma vergisi ve yıllık gayrimenkul vergisi oldukça yüksektir.

Yunanistan bu dezevantajları nedeniyle, yatırımcıları Portekiz’e kaptırmaya devam ediyor.

Ankara Anlaşması: HC 510 – Paragraf 21

İçişleri Bakanlığı memurlarının karar verirken kullandıkları 16 Mart 2018 tarihli yeni yönetmelikte, Ankara Anlaşması’nda uzatım başvurusunda bulunanlara yönelik bir başka kafa karıştıran ifadeye yer verildi.

 Paragraph 21 of HC510

People admitted as visitors may apply for the consent of the Secretary of State to their establishing themselves here for the purpose of setting up in business, whether on their own account or as partners in a new or existing business. Any such application is to be considered on merits. Permission will depend on a number of factors, including evidence that the applicant will be devoting assets of his own to the business, proportional to his interest in it, that he will be able to bear his share of any liabilities the business may incur, and that his share of its profits will be sufficient to support him and any dependants. The applicant’s part in the business must not amount to disguised employment, and it must be clear that he will not have to supplement his business activities by employment for which a work permit is required. Where the applicant intends to join an existing business, accounts should be produced to establish its financial position, together with a written statement of the terms on which he is to enter into it; evidence should be sought that he will be actively concerned with its running and that there is a genuine need for his services and investment. Where the application is granted, the applicant’s stay may be extended for a period of up to 12 months, on a condition restricting his freedom to take employment. A person admitted as a businessman in the first instance may be granted an appropriate extension of stay if the conditions set out above are still satisfied at the end of the period for which he was admitted initially.’

Yukarıda tam metni verilen 1971 göçmenlik yasası HC510 – Paragraf 21’in, İngiltere’de iş kurmak üzere izin talebinde bulunacaklara yönelik olduğu tartışma götürmez. Ancak memurların önündeki yönetmelik, sadece ilk kez vizeye başvuracak olanlara değil, aynı zamanda uzatım başvurularında bulunacak olanlara da paragraf 21’in uygulanması isteniyor.

Ankara Anlaşması’nda gerçekten düzgün iş yapan ve vergisini ödeyenler için bu ifadenin sorun olmadığı iddia edilse de, orjinal yasa metninde yer alan bir ibarenin çok kişinin canını yakması muhtemel:

… ‘that there is a genuine need for his services and investment.’ – Yatırımcının hizmet ve yatırımlarına (İngiltere’de) gerçekten bir talep olmalıdır

Bir firmanın sunduğu hizmetlere İngiltere içinde talebin olması koşulu, kısaca ‘İngiltere’de iş yapmak istiyorsan, burada bulunman zorunlu olmalı’ anlamına geliyor. Sunulacak işin gereği olarak, İngiltere’de bulunması zorunlu olmayanların yasa metnindeki bu ifadeye çok dikkat etmesi gerekecek.

Son zamanlarda bu konu dile getirilerek verilen redler dikkatleri çekiyor. Memurların red gerekçelerinde, ‘işinizi yapmak için İngiltere’de bulunmanıza gerek yok. Türkiye’de kurulu bir firma üzerinden aynı hizmetleri sunmanız mümkün iken, burada iş kurmanızın gerekçesi, ticari olmaktan öte, göçmenlik amaçlı olabilir’ anlamına gelen ifadeleri kullandıkları sıklıkla gözleniyor.

Memurlara iletilen ‘başvurucunun iş ilişkileri ve müşterilerini ziyaret etme zorunluluğu nedenleriyle İngiltere’de bulunmak zorunda olduğu iletildiğinde’ verilen yanıt, ‘bu ziyaret ve iş ilişkilerinin yıllık 180 gün İngiltereyi ziyarete izin veren business visit vizeleriyle de yapılabileceği’ şeklinde oluyor.

Öyle anlaşılıyor ki, Ankara Anlaşması’nda olanların uzatım başvurularında İngiltere’de kalış nedenlerinin göçmenlik değil, ticari bir kararın getirdiği zorunluluk olduğu konusunda memurları daha ikna edici belge ve deliller sunması gerekecek.

Ankara Anlaşması: 16 Mart Değişikliği ve Aydoğdu Davası

İngiltere İçişleri Bakanlığı (Home Office) 15 Mart 2018 gece yarısı Ankara Anlaşması vizelerinde kalıcı oturumları kaldırdığını ve bu tarihten sonra yapılan kalıcı oturum başvurularının artık kabul edilmeyeceğini resmen açıkladı. Bu durum, başta Garth Coates Avukatlık Bürosu olmak üzere bazı uzmanların bir yılı aşkın sürekli dile getirdiği beklenen bir gelişme olmasına rağmen Türk toplumu tarafından şaşkınlıkla karşılandı.

Bakanlık neden bu adımı attı?

Hatırlanacağı üzere, 1 Mayıs 2017’de ilk kez bu forum sayfasında Garth Coates Avukatlık Ofisi uzmanları Aydoğdu davasına itiraz edilmediği veya karşı bir dava açılmadığı takdirde Home Office’in (İçişleri Bakanlığı) Ankara Anlaşması’ndaki kalıcı oturumları kaldıracağı uyarısında bulunmuştu. Uzmanlar bir Yüksek Mahkeme kararının uygulanmamasının İngiltere gibi hukukun üstün olduğu bir ülkede hayal bile edilemeyeceğine dikkat çekmişti. Aydoğdu davası sonrasında iki aylık itiraz süresi dolmasına karşın hiç kimse itiraz etmediği gibi, karşı dava açılması için yapılan uyarılar da maalesef ciddiye alınmamıştır.

Aydoğdu kararına karşılık Türkiye Büyükelçiliği’nin yanısıra Garth Coates ve bazı diğer avukatlık firmalarının girişimleri yeterli destek bulamamıştır. Uyarılarda bulunan uzmanlar Türk toplumunu aldatmak ve yalan söylemekle suçlanmışlardır.

Ankara Anlaşması ile İngiltere’de bulunanların büyük bir kısmı, Aydoğdu davasının tehlikesine karşı kendilerini yanlış yönlendiren uzmanların seslerine kulak vermiş, karşı dava açılması için çok değerli bir yıl heba edilmiştir.

Aradan geçen bir yıllık süreçte İngiliz İçişleri Bakanlığı hukukun gereklerini yerine getirmek için harekete geçmiş ve Aydoğdu davasında hükmedildiği üzere Ankara Anlaşması’ndaki kalıcı oturum seçeneğini kaldırmıştır.

Türk toplumundaki tartışmalara bakıldığı zamana konunun tüm boyutlarıyla anlaşılmadığı görülmektedir.

Yüksek Mahkeme kararı 8 Mart 2017’de açıklanmasına rağmen aradan geçen 1 yılı aşkın sürede hiçbir karşı dava açılmaması, Türk toplumuna hizmet veren bazı danışman ve avukatların müvekkillerini doğru yönlendirmediklerini göstermiştir.

Gelinen bu noktada sadece kendi hakkını savunmaktan başka bir şey yapmamış olan Hacer Aydoğdu ve ailesi yeni oluşan durumdan sorumlu tutulmakta ve kendileri son derece haksız çok ağır hakaretlere maruz kalmaktadır.

Hacer Aydoğdu ve ailesi haksız yere suçlanmaktadır

Hacer Aydoğdu davası öncesinde Yüksek Mahkeme’de görülen benzer davaların hepsi, istisnasız şekilde kabul edilmiş ve davayı açanların lehine sonuçlanmıştır. Hacer Aydoğdu ve ailesi, Yüksek Mahkeme’de açtıkları davanın önceki davalara göre farklı sonuçlanmasının nedeni, davayı açan avukat ve mahkemede davayı temsil eden savunmanların yetersiz olmasıdır. Dava tutanaklarına bakıldığında bunu teyit eden ifadeler rahatlıkla görülecektir.

Hacer Aydoğdu ve ailesine karşı yapılan haksız linç kampanyası içinde yer alanların nefret suçu kapsamında değerlendirilmesi söz konusu olabilir. Bunların ilerde yapacakları vize başvuruları, 1971 Göçmenlik Yasası’na göre (HC510 Paragraf 4) otomatik red edilebilir. Sosyal medyada paylaşım yapanların söylemlerine dikkat etmeleri bu anlamda çok önemlidir.

Geçen süreçte pazarlık girişimleri karşılık bulmadı

8 Mart 2017’deki Yüksek Mahkeme kararı sonrası, Garth Coates Avukatlık Ofisi; İçişleri Bakanlığı aleyhine açtığı davalarda, İçişleri Bakanlığı’nı savunan kamu avukatları ile pazarlık dahil her türlü girişimde bulunmuştur. Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği de benzer pazarlık girişimlerinde bulunmuş ve Türk hükümeti ciddi çaba göstermiştir. Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım’ın Temmuz 2017’deki İngiltere ziyareti sonrası daha önce askıya alınan kalıcı oturum başvuruları, yeni yönetmelik hazırlanana kadar yeniden incelenmeye alınmıştır. Bunun, Başbakan Yıldırım’ın yaptığı görüşmeler neticesinde gerçekleştiği düşünülmektedir.

Başvurular mutlaka yeni başvuru formu ile yapılmalıdır

Bazı danışmanlar, başvuru formu değiştirildikten 21 gün sonrasına kadar eski başvuru formlarının kullanılabileceği düzenlemesinden hareket ederek, müvekkillerine eski başvuru formları ile başvurup kalıcı oturum talep edebilecekleri yönünde telkinlerde bulundukları anlaşılmaktadır. 21 günlük form değişikliği düzenlemesi, her ne kadar doğru ise de Ankara Anlaşması’nda gelinen bu son noktada geçersizdir. Bu telkinlerde bulunanların İçişleri Bakanlığı’nın 16 Mart sabahı yaptığı açıklamayı halen tam olarak anlayamadıklarını göstermektedir.

Bakanlık açıklamasındaki şu ifade çok önemlidir:

No new ECAA ILR applications will be accepted on or after 16 March 2018. Any ECAA settlement applications postmarked prior to 16 March will be processed under the same terms as before.

Açıklama, 16 Mart 2018 ve sonrasında postaya verilen tüm başvuruların kalıcı oturum incelemesi kapsamında değerlendirilmeyeceğini açıkça belirtmektedir. Ayrıca, yeni başvuruların 03/2018 tarihli formlarla yapılması istenmektedir. Eski başvuru formları ile yapılacak başvuruların geçersiz bulunması halinde, başvuran kişinin ‘overstayer’ yani illegal olması söz konusudur, dolayısıyla ileride 10 yıllık süreç üzerinden kalıcı oturum alması ciddi olarak tehlikeye düşebilir.

Medyadaki yanlış haberler

Bazı basın yayın organlarında Ankara Anlaşması’nın son bulduğu şeklinde çıkan haberler asılsızdır. İngiltere, Avrupa Birliği’nden resmen ayrılacağı tarihe kadar Ankara Anlaşması’ndan doğan yükümlülüklerini yerine getirmek zorundadır ve Ankara Anlaşması’nın kalkması en erken Mart 2019’a kadar söz konusu değildir.

Ankara Anlaşması’na ilk başvurularda ve uzatım başvurularında herhangi bir sorun yaşanmamaktadır.

Bu karar Brexit ile ilgili değil

İçişleri Bakanlığı’nın son uygulamasının kesinlikle Brexit ile hiç bir ilgisi yoktur.

Bu Yüksek Mahkeme kararı, Brexit’den dolayı doğacak çok daha ciddi bir tehlikeyi gölgelememeli ve Türk toplumu gelmekte olan Brexit sürecinin tehlikelerine şimdiden hazırlanmalıdır.

Teşhisi doğru koymadan sorunu çözmek mümkün değildir

Yeni uygulama sonrası Ankara Anlaşması vizesi ile iş yapan Türk toplumunda büyük bir endişe yaşandığı görülmektedir. Ancak yapılan yorum, çağrı ve girişimlerin sonuç odaklı ve gerçekçi olmaktan çok uzak olduğunu görülüyor.

Change.Org ve Parlamentoda’da açılan imza kampanyalarında kullanılan dil hatalı ve içerik hukuki temelden yoksundur. Kullanılan ifadeler yanlıştır, hukuki karşılığı yoktur. Kampanyalar işinde uzman kişilerce yazılmalıdır.

Elbette farkındalık yaratmak için yapılan protesto gösterileri sivil toplumun bir gereği olmakla birlikte yasaların ve mahkeme kararlarının siyasetin üstünde olduğunu ve herkesi bağlayacağını hatırlatmak isteriz. Gösteri ve yürüyüşler konunun gündeme gelmesini sağlayacaktır ancak aslolan bağlayıcı mahkeme kararıdır. Bundan dolayı yapılacak girişimlerde öncelik kesinlikle hukuk zemininde olmalıdır.

Hukuki süreç kolektif olmalıdır

Ankara Anlaşması’ndan yararlananların ayrı ayrı dava açmaları süreci uzatacağı gibi maliyeti de astronomik boyutlara taşıyacaktır.

Doğru olan HSMP davasında olduğu gibi, kurumsallaşmak ve bu kurum üzerinden kolektif hareket ederek dava açmaktır. Ancak yeni bir dava açılmadan önce sürecin en az 2 yıl sürebileceği göz önüne alınmalıdır. Brexit tehlikesi altındaki Türk toplumunun bu kadar zamanı olduğunu düşünmüyoruz.

Aydoğdu davasından bugüne kadar geçen çok değerli 1 yılı herhangi bir girişimde bulunmadan heba eden Türk toplumunun Brexit tehlikesinden dolayı artık kaybedecek daha fazla zamanı yoktur.

Buna rağmen dava açılması bir zorunluluktur. Ancak bu hukuki girişimler devam ederken tam 2 yıldır hukuk zemininde mücadelesi devam eden mevcut Çiçekli davası desteklenmelidir. Zira, Çiçekli davasında birçok yol alınmış ve artık sonuçlanma aşamasına gelinmiştir. Bu davanın, yeni açılacak bir davadan daha önce sonuçlanacağı açıktır.

Çiçekli davası dışında açılması zorunluluk olan yeni davanın, sadece Aydoğdu davasının sonucunun iptali değil; aynı zamanda ‘Legitimate Expectation’ (Meşru Beklenti) üzerinden yürümesinin büyük yarar sağlayacağı düşüncesindeyiz.

Yeni yönetmelik beklentisi

İçişleri Bakanlığı’dan gelen bilgiler, Ankara Anlaşması’ndan yararlananların 4 yerine 5 yılda kalıcı oturuma başvurabileceğine işaret etmektedir. Bu sadece bir yıllık gecikme anlamına gelmekte ve Ankara Anlaşması’ndan yararlananların ciddi endişe taşımalarına gerek olmadığı sonucunu doğurmaktadır.

Ancak, Brexit nedeniyle, Ankara Anlaşması’nda bulunanların Mart 2019’dan sonra geçersiz vize türünde oldukları iddiasıyla sadece kalıcı oturum değil, aynı zamanda normal 3 yıllık uzatım başvuruları da tehlikeye düşebilir. Böyle bir tehlikeye karşı, sadece Çiçekli davasının desteklenmesi yeterli değildir, aynı zamanda Legitimate Expectation (Meşru Beklenti) üzerinden yeni dava açılması zorunluluktur. Böyle bir davanın kazanılmasının, Brexit sonrası tehlikelerden Ankara Anlaşması’nda olan Türk toplumunu koruyacağını düşünmekteyiz.

Kazanılmış hak söylemleri gerçek değil

Legitimate Expectation (Meşru Beklenti) ile Retained Rights (Kazanılmış Haklar) yani Ankara Anlaşması’ndan yararlananlarınileride kalıcı oturum alma beklentisi ile bu beklentinin şimdiden kazanılmış hak olması birbirine karıştırılmaktadır. Ankara Anlaşması’na başvuranların ileride kazanılmış hak elde edecekleri iddiası gerçek değildir.

Bununla birlikte ‘legitimate expectation’ yani verilmiş söz ve mevcut duruma göre yapılmış başvurular sonrasında oluşan beklentilerin, mahkemelerde olumlu sonuçlanması mümkündür. (Örneğin: 3 yıllık uzatıma başvuranlara verilen onay yazılarındaki ifadeler veya mağdurların ilk başvuruları esnasında yürürlükte olan yönetmelikteki maddeler, mahkemelerde ‘legitimate expectation’ olarak algılanabilir)

Çiçekli Davası

Aydoğdu davası ile çok büyük ölçüde benzeyen ve 23 Mayıs 2018’de görülecek Çiçekli davası kısa vadede önemli bir fırsattır. Dava birkaç defa Aydoğdu davası nedeniyle ret edilmesine rağmen yapılan itirazlar sonucunda davaya bakan son Yüksek Mahkeme hâkimi, Aydoğdu davasına rağmen Çiçekli davasının ara duruşmasının yapılmasına onay vermiştir. Ara mahkeme sonucunda davanın Yüksek Mahkeme’de görülme ihtimali bulunmaktadır ancak çok güçlü bir hazırlık ve savunma gerekmektedir.

Garth Coates Avukatlık Ofisi’nin durumu

Garth Coates avukatları, Aydoğdu davası veya Ankara Anlaşması ile ilgili hiçbir dava içinde yer almayacaktır. Bu son açıklamamız sadece sosyal sorumluluk olarak değerlendirilmelidir.

Çiçekli davası Aydoğdu davasından önce alındığı için Garth Coates avukatları sadece bu dava üzerinde çalışmaya devam edecektir.

%d blogcu bunu beğendi: