Arşiv

Archive for the ‘Ankara Anlaşması Haberleri’ Category

Ankara Anlaşması uzmanlarından Oliver Westmoreland son mahkeme kararını yorumladı

Garth Coates Avukatlık Firması uzmanlarından Oliver Westmoreland, Ankara Anlasmasinda deprem etkisi yaratan mahkeme kararini yorumladi.

Westmoreland’a göre, Ankara Anlaşmasında 4. yıldan sonra kalıcı oturum almak mümkün olmayacak. En iyimser ihtimale göre, Ankara Anlaşmasında en erken 5. yıldan sonra kalıcı oturuma koşullu olarak başvurulabilecek.

Tabii ki Brexit’den sonra buna izin verilirse…

Westmoreland’ın detaylı analizi için: http://www.garthcoates.com/news/229/Ankara-Agreement—Dependants—Indefinite-Leave-to-Remain.html

Ankara Anlaşmasında ümit verici yeni bir gelişme

Geçtiğimiz hafta, İngiltere’de Ankara Anlaşmasında olanlarda deprem etkisi yaratan ve Ankara Anlaşmasında olanlara kalıcı oturum izninin verilmemesine neden olacak mahkeme kararından sonra bugün yeni ve olumlu sayılabilecek bir gelişme oldu.

8 Mart 2017 tarihli yüksek mahkeme kararı, [R (on the application of Aydogdu ) v Secretary of State for the Home Department (Ankara Agreement – family members – settlement) [2017] UKUT 167 (IAC)], Ankara Anlaşması vizelerinde, ‘stand still’ uygulamasının kalıcı oturumu kapsamadığına hükmetmiş ve 20 Mart’tan itibaren İngiltere İçişleri Bakanlığı (Home Office), bu mahkeme kararına uygun olarak, kalıcı oturum başvurularını askıya almıştı.

Mahkeme kararı sonrasında, Ankara Anlaşmasında olanların 4. yıldan sonra ne olacakları tartışılırken, bugün bir başka mahkemeden ümitlendiren bir karar çıktı. 8 Mart tarihli mahkeme kararına konu olan Hacer Aydogdu ile tamamen aynı koşullarda olan bir müvekkilimize, yüksek mahkemeye gitme izni verildi. Müvekkilimizin dosyasına bakan hakimin bu izni verirken, Hacer Aydogdu kararını dikkate almamasını önemsiyorum zira bana göre “yanlış olan bir yorum” ve “iyi savunulamayan bir dava sonucu oluşan” bu kararın, hukuki temelden uzak ve önceki yüksek mahkeme kararlarıyla çelişkili bir karar olduğu yönündeki düşüncelerimde ne denli haklı olduğumu gösteriyor.

Ara mahkemenin yüksek mahkemeye gitme izni vermesinden sonra, müvekkilimizin duruşmasının 1 Eylül 2017’de görülmesi kararlaştırıldı. Ancak İngiltere İçişleri Bakanlığının avukatlarının bu dava görülmeden bizimle uzlaşmak isteyeceklerine inanıyorum. Bunun nedeni de; açtığımız davada kullanacağımız argümanların çok güçlü ve daha önce Supreme Court’da (En Yüksek Mahkeme) kabul edilmiş argümanlar olduğunu biliyoruz. Bu sebeple, İngiltere İçişleri Bakanlığı müvekkilimizin talebini yerine getirip, ve hatta üstüne tazminat ödeyerek dava görülmeden konuyu kapatmak isteyebilir. Çünkü, dava görülmeden konu kapatılırsa, açtığımız dava diğerlerine emsal teşkil edemeyecek ve sadece müvekkilimizin yararlanacağı, benzer durumda olan diğer kişilerin yararlanamayacağı bir sonuç doğuracaktır.

Benzer bir uzlaşma örneği de geçtiğimiz yıl Kasım ayında olmuştu. İngiltere İçişleri Bakanlığı, trafik suçu nedeniyle kalıcı oturum başvurusu red olan bir başka müvekkilimizin açtığı davada uzlaşma istemiş, varılan uzlaşma neticesinde müvekkilimiz ve tüm ailesine kalıcı oturumları verilmiş ve ayrıca 7,500 Sterlin tazminat ödenmişti. Ancak bu uzlaşma, mahkeme kararı olarak çıkmadığı için, trafik suçundan benzer redleri alan diğer kişiler bu davadan yararlanamamıştır.

Emsal teşkil edebilmesi için, davayı açan müvekkilimizin davayı sonuna kadar taşıması gerekecek. Maddi yükü çok büyük olacağı için, temizlik işi üzerinden Ankara Anlaşmasında kalıcı oturuma hak kazanan müvekkilimizin bu ciddi yükü tek başına taşıyabileceğini ve kolay kolay ikna edilebileceğini sanmıyorum. İşte bu nedenle, Ankara Anlaşmasında olanların birbirleriyle dayanışma göstermelerinin önemini bir kez daha hatırlatmak istiyorum.

 

Ankara Anlaşmasında son güncelleme

Garth Coates Avukatlık firması yöneticisi Bay Garth Coates, Yüksek Mahkemenin 20 Mart 2017’de taraflara bildirdiği, Türk vatandaşlarına verilen Ankara Anlaşması vizesinde kalıcı oturum uygulamasına son veren kararına itiraz eden olmadığı için bu kararın kesinleştiğini, karar metninin Elektronik Göçmen Ağı (Electronic Immigration Network – EIN)’da yayınlanarak sektörde kullanıma açıldığını ve emsal teşkil ettiğini belirtiyor. Coates şöyle devam ediyor “Bu anlamda, İngiltere İçişleri Bakanlığı (Home Office), Mahkemenin kararını uygulamak zorundadır. Kararın uygulanamayacağını düşünmek bile tek başına İngiliz hukuk sistemini bilmemek anlamına geliyor”.

İngiltere İçişleri Bakanlığı’nın eski bir çalışanı olan Garth Coates, bakanlık bünyesinde başta POLICY MAKING TEAM olmak üzere üst düzey görevlerde bulunduktan sonra görev yaptığı dönemlerde edindiği tecrübelerini özel sektöre taşıdı. Göçmenlik sektöründe 30 yıla yaklaşan bir tecrübeye sahip olan Coates’a göre, bu karar hakkında Türk toplumundaki iyimser yaklaşım ve bazı avukat ve danışmanların yaptığı yorumlar, hukuki temelden yoksun. “İngiltere İçişleri Bakanlığı, kesinlikle Yüksek Mahkeme kararını uygulamak zorundadır” diyen Coates, “Bunun uygulanmaması asla düşünülemez ve sorumlular hesap vermek zorunda kalırlar” diyor.

Coates’a göre bu kararı durduracak iki şey var: İngiliz Parlamentosu’nun çıkaracağı bir yasa veya bir başka yüksek mahkemenin vereceği karar. Ancak parlamento böyle bir karar almayacağı için, oluşan duruma bir başka mahkemenin müdahil olup yürütmeyi durdurması için, birilerinin dava açması gerekiyor.

Ankara Anlaşması’nda olanların 4 yıllık süre sonunda ‘Discretionary leave to remain’ alarak, iş kurma izni ile (ve belki de çalışma izni de dahil edilerek) devam edebilmelerine olanak sağlanabileceğini belirten Coates, Ankara Anlaşması’nın İngiliz Göçmenlik Yasası (UK IMMIGRATION LAW) içinde yer almadığı için, TIER 1 vizesinde olanlar gibi, 5 yılda kalıcı oturum alabileceklerine pek ihtimal vermediğini, ancak bu durumda olanlara serbest çalışma iznini de içeren LTR (süreli oturum izni) verilebileceğini ve toplam 10 yıllık yasal kalıştan sonra kalıcı oturumun sağlanabileceğini tahmin ediyor.

Bir başka uzmanımız olan Simon Canter, İngiltere İçişleri Bakanlığı’nın kesinlikle bu kararı uygulayacağını, ancak yeni başvurulara mı, yoksa mevcut başvuruları da kapsayacak şekilde mi uygulanacağına dair bir fikir yürütmenin, spekülasyondan öteye gitmeyeceğini belirtiyor ve “Bunun için yeni yönetmelik beklenmeli” diyor. Canter, Home Office’in 2 ay içinde yeni yönetmelik hazırlayacağını da sözlerine ekliyor.

Firmanın AB göçmenlik hukuku uzmanı Tamer Ulay ve asistanları Avukatlar Nitish De Ramduny ve Leqa Al-Habib, Coates ve Canter ile aynı fikirde olduğunu, İngiltere İçişleri Bakanlığı’nın mahkeme kararını uygulayacağından kesinlikle emin olduklarını belirtiyorlar. Bunun aksini düşünmenin, “saflık veya fazla iyimserlik” ile açıklanamayacağını ve bunların bilgisizlikten dolayı yapıldığının altını çizerek, müvekkillerimizin doğru bilgi için firma avukatlarımız dışında verilen bilgilere itimat etmemelerini rica ediyorlar.

Önümüzdeki günlerde, bu blog sayfamızda konu ile ilgili uzmanlarımızın detaylı analizleri yayımlanacaktır.

Saygıyla duyurulur

Harici link:
Mahkeme Kararının Tam Metni: http://www.bailii.org/uk/cases/UKUT/IAC/2017/167.html

Ankara Anlaşmasında köklü değişikliklere neden olacak mahkeme kararı

Yukarıda, son iki blog yazımda paylaştığım Ankara Anlaşması ile ilgili olan mahkeme kararının sonuç kısmını veriyorum. Yukarıdaki görüntüyü net alamayanlar için, karar metninin yazılı hali aşağıdadır:

Order
39. First, I make an order quashing the impugned decision of the Secretary of State dated 23 September 2015. Second, I consider a declaratory order reflecting my conclusions in [34] – [37] above appropriate, in the following terms:

  1. The settlement in the UK of a migrant Turkish national who has exercised the right of establishment under the ECAA and their family members does not fall within the scope of the “stand-still clause” in Article 41(1) of the ECAA Additional Protocol as it is not necessary for the exercise of freedom of establishment under Article 13 of the ECAA;
  2. Where a Turkish national who exercised rights under the ECAA has been granted settlement in the UK the rights of such persons and his family members are not referable to or conferred by the ECAA or its Additional Protocol.

 

Ankara Anlaşması’nda çok kötü bir haber

İngiltere’de yaşayan milyonlarca yabancının yanısıra, onbinlerce Türk vatandaşının da kendi elleriyle besledikleri BREXIT şimdi başta kendilerine oy verenler ve İngiltere’deki yabancılar olmak üzere toplumun her kesimini vurmaya başladı. Avrupa Adalet Divan’ından imzayı çekmeyi dahi konuşan bir ülke haline geldi İngiltere. BREXIT’den cesaret alan aşırı sağ kesimler ülkede ırkçı ve yabancı düşmanlığı söylemlerine ve fiziksel tacizlere hız kattılar. Ülke, giderek aşırı sağ söylemlerden etkinmeye başladı.

BREXIT nedeniyle, Ankara Anlaşması vizesinin her an kaldırılabileceği bu günlerde, bir darbede İngiliz Yüksek Mahkemesi’nden geldi.

15 yıldan fazla süredir, Türk vatandaşları için İngiltere’de çok önemli yer tutan Ankara Anlaşması vizelerinde, 8 Mart’ta yüksek mahkemenin verdiği son karar, Türk toplumunda deprem etkisi yaratacak. Nisan ayı sonunda kamuoyuna açıklanan bu karara göre, Ankara Anlaşması vizelerinde, alışılagelen kurallar baştan sona değişecek, Ankara Anlaşması ile İngiltere’de bulunan binlerce Türk vatandaşının hayatı çok ciddi şekilde etkilenecek.

Nedeni ve nasılı açıklayarak zamanınızı daha fazla almayacağım ancak çok kısaca, mahkemenin verdiği kararlar neticesinde, artık Ankara Anlaşması vizelerinde KALICI OTURUM ALMAK söz konusu olamayacak!

Mahkeme hakimine göre, anlaşmanın imzalandığı 1963’ten bugüne, Türkiye anlaşmanın amacına hizmet edecek şekilde hiç bir ilerleme sağlayamadı. Hakim, Türkiye’nin AB üyesi olması bir yana, ayrıcalıklı bir ortaklık statüsüne dahi gelemediğini belirtiyor. Anlaşmanın esas nedeninin taraf ülkelerin ekonomilerine katkıda bulunacak ticari ve ekonomik girişimleri kolaylaştırmasını sağlamaya yönelik olmasına karşın, Ankara Anlaşması’nda iş kuranların büyük çoğunluğunun böyle bir ekonomik katkıda bulunmaktan çok uzak durduğunu ima ediyor. Bir başka ifadeyle, hakime göre düşük profilli iş yapanların oranı Ankara Anlaşmasında çok yüksek ve bu durum ülkelerin ekonomik gelişmesine katkı sağlamıyor, dolayısıyla (hakime göre) Ankara Anlaşması gereksiz bir prosedür haline geliyor.

1969 katma protokolünün iş kurmak isteyenlere zorlaştırıcı yeni yasaların getirilemeyeceği hükmünün var olmasına karşın, bu işleri kuranlara kalıcı oturum izni verilmesinin gerektirmediğini belirten hakim, İngiliz İçişleri Bakanlığı’na artık kalıcı oturum izni vermemesi konusunda yeşil ışık yakıyor. Aile bireylerinin ana başvurucu ile birlikte aynı haklardan yararlanamayacağına da hükmeden hakim, bu kişiler için ayrı bir göçmenlik kategorisi açılmasını emrediyor. (Kalıcı oturum izni almış ana başvurucunun aile bireyleri için).

Mahkemenin bu kararına neden olan dava, aslında Ankara Anlaşması altında eş vizesi üzerine açılan bir dava idi. Ancak, ne yazıkki, açılan bu dava, eş vizesi yerine tüm Ankara Anlaşması vizelerini kökünden etkileyecek bir karara neden oldu. Tabiri caiz ise, kaş yapayım derken, göz çıkartıldı. Daha da kötüsü, mahkeme kararına itiraz edilmedi ve Ankara Anlaşmasında olan herkesin olumsuz etkilenmesine neden olundu.

Bana göre, hakimin yorumu yanlış, politik ifadeler taşıyor, karar metni kötü hazırlanmış ve 1969 katma protokole uygun değil. Son 15 yıldır defalarca mahkemeler Ankara Anlaşmasına şekil vermişlerdi ancak şimdi tek bir hakim, biraz da politik kokan bir kararla, önceki tüm mahkeme ve adalet divanı kararlarını geçersiz kılacak bir karara imza attı. Bir tarafta tek bir hakim, diğer tarafta onlarca hakim. Birileri yanlış yorumluyor ise, bana göre yanlış yorumlayan bu hakim olabilir.

Oluşan bu haksızlığı önlemek için, bu mahkeme kararına karşı dava açılması kaçınılmaz görünüyür. Ancak, yıllardır Türk vatandaşlarını Ankara Anlaşması altında yapılan haksızlıklara karşı örgütlemeye çalışıp başaramayan biri olarak, ortak bir dava açılması ihtimalini uzak görüyorum. Yine de burada tekrarlamam gerekiyor. Ankara Anlaşmasında olanlar aralarında örgütlenemezler ise, bu mahkemenin verdiği kararın sonuçlarına da katlanmak zorunda kalacaklar. Durum gerçekten çok ciddi.

Mahkeme kararına, davayı açan avukatlık firması itiraz etmediği için, (maalesef), karar şu anda kesinleşmiş  durumda. Buna rağmen, Avrupa Adalet Divanı’na kadar giden hukuk yolu açık duruyor. Ankara Anlaşması vizesi ile İngiltere’de bulunanların aralarında acilen örgütlenmeleri ve karşı dava açmaları gerekiyor. (*1)

KİMLER ETKİLENECEK?

Ankara Anlaşması altında ilk vizesini 8 Mart 2013’ten sonra almış olanlar, henüz kalıcı oturum almamış olanlar, eş ve çocukları ile Ankara Anlaşması vizesiyle İngilterede kalanlar…. Bunlardan herhangi birinde olan herkes, maalesef bu mahkeme kararından etkilenecek.

BUNDAN SONRA NE OLACAK?

Şu anda İçişleri Bakanlığı, mahkeme kararına uygun olacak şekilde yönetmelik değişikliğine gidiyor. Yeni yönetmelik hazırlanana kadar tüm vize ve uzatım izni başvuruları dondurulmuş durumda. Özellikle, kalıcı oturum izninde olanlar hakkında karar verilmesi erteleniyor. Politik bir karar olmadığı taktirde, bakanlık mahkeme kararını uygulayacaktır.  Bakanlığın, mahkemenin verdiği kararın ne kadarını uygulayacağını, ancak hazırlanan yeni yönetmelik tamamlandığında görebileceğiz.

Eğer mahkeme kararı aynen uygulanır ise:

1- Ankara Anlaşmasında iş kuranlara artık kalıcı oturum izni verilmeyecek: İngiltere’de Ankara Anlaşmasında olup, henüz KALICI OTURUM İZNİ onaylanmamış olan HERKES (ister ilk yılında olsun ister son yılında, isterse de kalıcı oturum iznine hali hazırda başvurusunu yapmış ve karar bekliyor durumda olsun) artık KALICI OTURUM alamayacak. Bunlara muhtemelen 3 yıllık ek uzatım verilecek  ve ancak 10 yıllık yasal süreç sonunda kalıcı oturum alabilecekler.

2- Aile bireyleri Ankara Anlaşması’ndan eskiden olduğu gibi kolaylıkla yararlanamayacak: Her ne kadar, hakim kararın 29. maddesinde bu konuda olasılıkları zayıflatmış olsa da, Home Office, tezinde ısrarcı olabilir. Dolayısıyla, Aile bireylerinin ana başvurucu ile birlikte Ankara Anlaşmasından yararlanabilmeleri için, İngiltere’de ana başvurucu ile birlikte bulunamamaları durumunda, Ana Başvurucu’nun işinin olumsuz etkileneceğini ispatlamaları gerekebilir. (Düşük bir ihtimal)

3- Yeni başvurular, uzatım ve kalıcı oturum izni başvuruları bekletilecek: Bakanlık mahkeme kararını temel alan yeni yönetmelik hazırlayana kadar yapılan tüm yeni başvurular, uzatım başvuruları ve kalıcı oturum izni başvuruları bekletilecek. Buna Türkiyeden yapılan başvurular da dahil.

Şunu özellikle belirtmek isterim ki, verilen bu yüksek mahkeme kararı tavsiye niteliğinde. Hükümet bu kararı uygulamak zorunda değil. Politik gerekçeler ve Türkiye ile olan ilişkiler düşünülerek, Ankara Anlaşması hiç değiştirilmeden aynen korunabilir. Geçmiş yıllarda benzer bir mahkeme kararını, hükümet uygulamamıştı. (*2)

*1  İngiltere AB’den ayrılana kadar karar çıkmaz ise, Avrupa Adalet Divanı’na gitmek de bir çözüm olmayacaktır.

*2  Sadece Turist vizesinde olanların İngiltere içinden vizeye başvurmaya hakkı olduğunu, öğrencilerin ve diğer vize sahiplerinin başvuramayacaklarını bildiren bir mahkeme kararı, hükümetçe uygulanmamıştı.

Ankara Anlaşmasında adalet geç de olsa tecelli etti

Brexit süreci telaşıyla Ankara Anlaşması vizeleri kalktı kalkacak derken, İngiltere’de yüksek mahkeme Ankara Anlaşması vizelerinde çok önemli bir karar verdi. Ankara Anlaşması vizelerinin her an kalkabileceği bu günlerde, yüksek mahkemenin verdiği bu kararın ne kadar önemi olduğu bilinmez ama, en azından vizeler kaldırılana kadar, Ankara Anlaşması vizelerinde red alanların haklarını arayabilecekleri mahkeme kapısı yeniden aralandı demek yanlış olmayacaktır.

Hatırlayacağınız üzere, Nisan 2015’te İngiltere İçişleri Bakanlığı Ankara Anlaşması vizelerinde mahkeme hakkını kaldırarak, bunun yerine “idari inceleme” denilen bir mekanizmayı başlatmıştı. Bir başka ifadeyle, 2015’e kadar Ankara Anlaşması başvurusuna red alanlar, dosyalarını bağımsız mahkemelere taşıyıp, tarafsız yargıçlardan dosyaları hakkında karar verilmesini istiyorlardı. Dosyayı inceleyen yargıç, İçişleri Bakanlığı memurlarının verdiği kararları hükümsüz kılabiliyor ve direkt vizeyi verebiliyorlardı. Mahkemeye taşınan hemen her 10 dosyadan 6 veya 7’si, yargıç kararı ile vizeyi alabiliyordu.

Ancak Nisan 2015’te hükümet, tüm vize sisteminde mahkeme hakkını kaldırdığında, Ankara Anlaşmasını da kapsam içine aldı. Mahkeme hakkını kaldıran hükümet, sözde daha etkili olacağı iddiasıyla ‘idari inceleme’ adını verdiği ucube bir mekanizmayı uygulamaya aldı. Bu uygulama, bakanlık memurlarının verdiği red kararlarına bir başka memurun yeniden karar vermesi üzerine kuruluydu. Buna ucube diyorum çünkü, bir memurun verdiği red kararını, yine aynı birimde bulunan bir başka memurun farklı bir karar vereceğini umut etmek gereksiz iyimserlikten öteye gitmeyecekti. Gerçekten de, son 2 yılda, Birleşik Krallık vize sisteminde verilen 5000’in üzerindeki red kararında, sadece 3 red kararı yeniden incelemeyi yapan memurlarca değiştirildi. Yani, mahkemelerde yüzde 70’e varan başarı oranı, idari inceleme sisteminde onbinde 6’ya kadar düştü.

Son 2 yıldır, Türk vatandaşlarının başvurduğu Ankara Anlaşması vizelerinde mahkeme kararının kaldırılmasının yasa dışı olduğunu ve Ankara Anlaşmasının ruhuna aykırı olduğunu anlatmaktan yoruldum. Türk vatandaşlarının bir araya gelerek bakanlığa karşı ortak bir dava açmaları için bu forum sitesinde çok defa çağrılar yaptım. Tabii, sonuç benim için sürpriz olmadı. Çağrılarıma bir kaç kişi dışında geri dönen olmadı ama bu arada yüzlerce Türk vatandaşı, ehliyetsiz veya yeteneksiz danışmalar ve hatta hiç bir yetkisi olmayan merdiven altı firmalarla başvurdukları Ankara Anlaşmasında red aldı ve mahkeme hakkı olmadığı için İngiltere’den ayrılmak zorunda kaldılar.

Ancak vize başvurusuna red alan bir Türk vatandaşı, çok yüksek masraflar yaparak tek başına yüksek mahkemeye gitme cesaretinde bulundu ve yıllardır ısrarla söylediğim gibi tek başına davayı kazandı. Yüksek mahkemede kazanılan bu dava, Ankara Anlaşması davalarında emsal teşkil edecek ve hükümet temyiz etmediği sürece, tüm Türk vatandaşları bu karardan yararlanacaktır.

Tabii, BREXIT sürecinin başladığı bugünlerde, bu kararın ne kadar önemli olduğu da tartışılabilir. Hükümet, AB’den ayrılma kararı ile, her an Ankara Anlaşması vizelerini askıya alabilir. Bu anlamda Ankara Anlaşması vizelerine başvurmak isteyenlerin acele etmeleri gerektiğini tekrar hatırlatmak istiyorum.

NOT: Çalıştığım Garth Coates Avukatlık Ofisi, önümüzdeki hafta başında, 3-5 Nisan 2017 tarihleri arasında İstanbul’da Ankara Anlaşması, İngiliz ve AB vize sistemi, AB ülkelerinde konut alarak veya yatırım yaparak vatandaşlık sunan programlar, vize redlerine itiraz davaları ve tazminat talepleri konularında özel bire bir ücretli toplantılar düzenleyecek. Toplantılarda ben de olacağım ve müvekkillerimize AB göçmenlik hukuku ile Ankara Anlaşması vizelerini anlatma şansım olacak. Katılmak isteyenler için detaylı bilgi: www.vizesizdunya.com/events

Brexit süreci 29 Mart’ta resmen başlıyor

İngiltere Başbakanlık sözcüsü, bugün basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Brexit sürecine resmen önümüzdeki hafta 29 Mart Çarşamba günü başlanacağını bildirdi. Başbakan Theresa May’in hazırladığı, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden resmen ayrılma isteğini bildiren resmi mektup, 29 Mart’ta AB Dönem Başkanı’na sunulacak ve İngiltere resmen AB’den ayrılık sürecine girmiş olacak.

İngiltere’nin AB’den ayrılık sürecine girmesi, beraberinde bir çok soruyu da getiriyor. Türk Vatandaşlarını en çok ilgilendiren konu Ankara Anlaşması’nın bu süreç içinde ne zaman sona ereceğidir. Kimilerine göre, Ankara Anlaşması vizesi 29 Mart’ta İngiltere’nin AB’den ayrılık sürecine başlaması ile sona erecek, kimilerine göre ise İngiltere, AB’den resmen ayrıldığı gün (yaklaşık 2 yıl sonra) sona erecek. Ankara Anlaşması’nın ne zaman sona ereceği kesin olarak belli değil ancak kesin olan, Ankara Anlaşması İngiltere açısından, en erken önümüzdeki hafta içinde, en geç ise 29 Mart 2019’da sona erecek. Bu konuda hiç kimsenin bir tereddütü yok.

Ankara Anlaşmasının ne olduğunu bilmeyenler, ortalıkta farklı iddialarda bulunuyor. 1963 Ankara Anlaşması ve sonrası katma değer protokulünü çok iyi bilen biri olarak bazı konulara açıklık getirmek istiyorum:

1- Ankara Anlaşması vizesinde, henüz kalıcı oturumu almamış olan herkes risk altındadır. İngiltere, AB’den ayrılmadan önce Ankara Anlaşmasını askıya alabilir.

2- Ankara Anlaşması askıya alındığında, yerine yeni bir anlaşmanın geleceğini iddia etmek hayal ürünüdür. İngiltere, yıllardır Ankara Anlaşması’ndan kurtulmanın yollarını arıyordu. Brexit, İngiltere’ye bu fırsatı verecek.

3- Ankara Anlaşması vizesine şu anda sahip olanların durumlarının ilerde ne olacağı belirsiz. Şu anda Ankara Anlaşmasına başvurup, vize almak, kazanılmış bir hak sağlamaz. Ankara Anlaşması ile İngiltere’de kalanların durumuna, ilerde İngiltere hükümeti karar verecektir. Muhtemelen, Ankara Anlaşması vizeleri askıya alınana kadar vizesini almış olanlara hakları tanınacaktır. Ancak, bu çantada keklik değildir. Hükümet, böyle bir hakkı vermek zorunda değildir.

Ankara Anlaşması’nın askıya alınmasından hiç bir şekilde etkilenmeyecek olanlar da var. Anlaşma askıya alınsın veya alınmasın, en az 200 bin sterlin sermayesi olanlar ve işyerinde en az iki İngiliz vatandaşını çalıştıranlar, Ankara Anlaşması sona erdiğinde, kolaylıkla TIER 1 Entrepreneur (girişimci) vizesine geçebilecekler. Bu anlamda, en az 200 bin sterlin  sermaye bulabilecek olanların endişe etmelerine gerek kalmıyor.

Yeterli sermaye bulamayacak olanların durumu ise, zaman içinde belli olacak.

%d blogcu bunu beğendi: