Türkiye’deki darbe girişimi, yurtdışı göçmenlik programlarına olan ilgiyi arttırdı

15 – 16 Temmuz’daki kanlı darbe girişimi sonrasında, Türkiye’den yurtdışına göç etmek isteyenlerin sayısında çok ciddi artış yaşandı. Sadece kendi firmamıza, darbe girişiminden bugüne son 1 hafta içinde gelen arama sayısı, dünyanın diğer ülkelerinden aynı süre içinde yapılan arama sayısının toplamını geçti. Darbe girişimi öncesi normalde her 100 aramadan sadece 7’si Türk vatandaşlarından geliyorken, son 1 haftada Türk Vatandaşlarından gelen aramaların oranı %55 oldu.

İngiltere ve Avrupa Birliği ülkelerinde yatırım yaparak veya iş kurarak göç etmek isteyenlerin sayısında çok ciddi bir artış gözlenirken, Ankara Anlaşması ve Portekiz’de konut alarak çifte vatandaşlık programı en çok ilgi gösterilen programlar arasında yer alıyor.

Artış bu haliyle devam ederse, batılı ülkelerin vize faaliyetlerini durdurması ve ileri aşamalarda sınırların kapatılması söz konusu olabilir.

Öte yandan, potansiyel göçmen sayısındaki bu olağanüstü artış, bir başka tehlikeyi daha beraberinde getiriyor. Artış bu haliyle devam ederse, batılı ülkelerin vize faaliyetlerini durdurması ve ileri aşamalarda sınırların kapatılması söz konusu olabilir. Bu tehlikeyi de göz önüne alarak, başvuruların panik havası yaratılmadan ve daha fazla gecikme yaşanmadan yapılması çok ciddi önem taşıyor.

Yurtdışına göç etmeyi düşünenlerin, bilgi alabileceği web sitesi adresleri: www.ingilterevizesi.com ve www.vizesizdunya.com

Türkiye’den taleplerin çok ciddi sayılara ulaşması nedeniyle, Garth Coates Solicitors tarafından Ekim ayında İstanbul’da yapılması planlanan Avrupa Birliği Yatırım ve Çifte Vatandaşlık Seminerlerinin, Ağustos ayına çekilmesi kararlaştırıldı. İlerleyen günlerde, gerekli duyurular bu sayfalarımızdan yapılacaktır.

Gerçekten İngiltere AB’den ayrılacak mı?

KEuropeİngiltere’nin AB’den ayrılmaya yönelik halkoylaması sonucuna en çok şaşıranlardan biri de, ayrılıkçıların cephesinde ön saflarda yer alan eski Londra belediye başkanı Boris Johnson oldu.

Johnson’ı çok yakında tanıyan milletvekili arkadaşları, kendisinin ayrılıkçıların kazanacağına hiç bir zaman ihtimal vermediğini, sadece politik nedenlerle ayrılıkçıların yanında durduğunu ve ilerde başbakan olma hesapları yaptığını ifade ediyorlar. Ayrılıkçıların kazanamayacağını bile bile, neden ayrılıkçılarla beraber olduğunun yanıtını ise çok basit bir şekilde açıklıyorlar. “Ayrılıkçı oyları alarak, Muhafazakar Parti’den başbakan olma hesapları kuruyordu. Ayrılıkçılardan %35 alması durumunda bile, tek başına başbakanlık koltuğuna oturacaktı” diyerek, kişisel hırsları yüzünden ülkeyi felaketin eşiğine sürüklediği için Boris Johnson’a ateş püskürüyorlar. Hatta bazı Türkiye kökenli İngiliz Vatandaşları, Boris Johnson’un dedesinin de kurtuluş savaşında kişisel hırsları yüzünden Türkiye’ye ihanet ettiğini belirterek, Boris’in de dedesinin izinde gittiğini ve kendi ülkesine ihanet ettiğini söylüyorlar.

Referandum sonrası “AB’den çıkmak için aceleye gerek yok” diyen Johnson, bugün, bir TV programına yaptığı “İngiltere’nin ortak pazardan ayrılmasına gerek yok” açıklamasıyla herkesi şaşırtmaya devam etti.

Öte yandan, bugün Brüksel’de toplanan AB Parlamento oturumunda söz alan, aşırı sağcı ayrılıkçı ırkçı Lider Nigel Farage, “Vurdumduymazlık yaparak bize yalan söylediniz ve bizi ayrılmaya zorladınız” diyerek, zoraki ayrılık yaptığını bir bakıma kabul etmiş oldu.

Bizzat ayrılıkçı liderlerin ağzından, ayrılığın gerçekleşmeyeceği yönünde ipuçları geliyor. Bu durumdan, AB’nin daha da güçlenerek çıkacağını düşünenler de var. Zira, AB’den çıkmaktan yana insiyatif aldıktan hemen sonra “pişman olan” İngiltere, özellikle Fransa ve Hollanda’daki aşırı sağcı ırkçı partilere kayacak olan oyların önünü kesecektir. Zira sadece 3 günde İngiltere 100 milyar sterlini aşan (Türkiye bütçesinin 2 katı) bir zarara uğradı.

Şu anda, Ankara Anlaşması dosyasına bakan memurlardan, işlemlerin durdurulduğuna veya yeni başvuru kabul edilmeyeceğine dair hiç bir duyum almadım. Tam tersine, bizzat İngiliz İçişleri Bakanı Theresa May’in, özellikle AB yasalarının uygulandığı birimlere talimat geçerek, işlemlere eskiden olduğu gibi devam edilmesini istediği söyleniyor.

Bu gelişmeler ışığında, bazı yorumcular ve köşe yazarları, İngiltere’nin AB’den hiç bir zaman çıkmayacağını savunurken, buna ispat olarak bizzat ayrılıkçı liderleri, Boris Johnson ve Nigel Farage’i veriyorlar.

Referandum sonrasında Ankara Anlaşması’nın durumu

İngiltere'nin finans merkezi Londra, referandum sonrasında kara bulutlar altında.

İngiltere’nin finans merkezi Londra, referandum sonrasında kara bulutlar altında.

İngiltere tercihini yaptı ve Avrupa Birliği’nden ayrılık yönünde oy kullandı. Bu referandum, -eğer uygulanır ise- bir çok anlamda sadece günlük hayatımızı ve finansal sistemi değil, aynı zamanda İngiliz Göçmenlik Sistemini de çok ciddi olarak etkileyecektir. Özellikle, AB vatandaşları ve aile bireylerinin İngiltere’de kalmaları ile ilgili düzenlemeler, çalışan yabancı işçilerin serbest dolaşımı (Van-der-Elst vizesi), ECAA – Ankara Anlaşması işveren ve işçi vizeleri üzerinde çok ciddi etkileri olacaktır.

AB referandumunda ben aslında ayrılıkçıların %70 gibi ezici bir çoğunlukla zafer kazanacağını düşünmüş ve ayrılık kararı çıkması durumunda Ankara Anlaşması vizesinin çok kısa sürede tarih olacağını öngörmüştüm. Ancak bu sabahki kesin sonuçlara göre, ayrılıkçılar ile birlikten yana olanların aralarındaki fark çok az. Bunu ayrılıkçıların kendileri de kabul ettikleri için, çok büyük bir ihtimalle ülkenin bölünmesine neden olacak AB’den ayrılık kararının resmen hiç bir zaman uygulanmayacağı düşüncesindeyim.

Henüz, referandum yeni sonuçlandı ancak hem ayrılıkçı hem de birlikten yana olan tüm taraflar, ortamı sakinleştirici açıklamalar yapmaya başladılar. Ayrılıkçıların lideri görülen Boris Johnson, ayrılık için hemen düğmeye basılmasına gerek olmadığını söyleyerek, finans dünyasını biraz rahatlattı. Bunu, diğer ayrılıkçılar da takip ettiler. Şu anda oluşan ortak kanaat, mümkün olduğunca az zararla bu referandumun etkilerinden uzaklaşmak üzerinde birleşiyor. Zira, İngiltere ekonomisi şimdiden çöküntüye doğru gitmeye başladı. Sterlin, dolar karşısında 1985’teki tarihi dip noktayı gördü. Borsada kayıplar %20 yi buldu. Aklı başında ayrılıkçılar, ülkenin zarar görmesinin önüne geçebilmek için, referandum sonucunun hemen uygulamaya alınmasına gerek olmadığına, öncelikle gayri resmi görüşmeler yaparak referandum etkisinin global ölçekteki etkisini hafifletmeyi amaçlıyorlar.

Bu aşamada, İngiltere parlamentosunun AB’den ayrılık ile ilgili yasa çıkarması ve AB ile ayrılık muzakerelerine başlaması bekleniyor. Başbakan David Cameron, AB’den ayrılık kararı veren bir başbakan olarak tarihe geçmek istemediğini, Ekim ayına kadar görevde kalacağını ve bu girişimi yapacak bir başkasına görevi devredeceğini belirtti. Başbakan’a desteği, referandumdan zaferle çıkan ayrılıkçılar da verdiler. Ekim ayına kadar sonucu izlemenin yararlı olacağını belirten ayrılıkçı milletvekilleri, ekonomik zararın ciddi boyutlara ulaşması durumunda ikinci bir referanduma gidilebileceğinin de işaretlerini verdiler.

Ankara Anlaşmasında bu olup bitenler ne anlama geliyor?

Kişisel düşünceme göre, yeni Başbakan’ın göreve geleceği Eylül ayı sonuna kadar Ankara Anlaşması vizeleri, referandum sonucundan etkilenmeyecek ve yasal bir düzenleme olmaksızın sadece bürokratik bir kararla Ankara Anlaşması değişmeyecektir.

Hatta, daha da önemlisi, bazı ayrılıkçı milletvekillerinin de dile getirdiği, ikinci referandumda İngiltere’nin AB içinde kalmaya devam edeceğine inanıyorum. Zira, İngiliz aşırı sağ ırkçı lider Nigel Farage, AB düşmanı Rusya Devlet Başkanı Viladimur Putin ve Amerika’nın kapitalist başkan adayı Donald Trump dışında hiç kimse bu ayrılığın İngiltere için çok yararlı olacağını söylemiyor. Ayrılıkçıların lideri konumundaki Boris Johnson, bugünkü açıklamasında, AB’den ayrılıkta acele edilmesine gerek olmadığını söylemesi, ve bazı milletvekillerinin ikinci referandumdan bahsetmesi, İngiltere’nin AB içinde kalmaya devam edeceği şeklinde yorumlara neden oldu.

Ancak, en kötü ihtimalleri göz önüne alarak ilerde neler olabileceği konusunda sizlerden gelen sorulara da yanıt vermek istiyorum. Yukarıda da bahsettigim gibi, en azından Eylül ayına kadar AB’den ayrılığın işletileceği bir parlamento kararı çıkmayacaktır. Dolayısıyla 2016 Eylül ayı sonuna kadar Ankara Anlaşmasında ciddi risk söz konusu görünmüyor.

Eylül’den sonra ne olacak?

Bu konuda iki farklı senaryo konuşuluyor:

Birinci senaryoya göre, erken seçim kararının verilmesi ve ayrılık sorumluluğunu alacak yeni bir hükümetin oluşabileceği söyleniyor. Bu gerçekleşirse, erken seçime kadar geçecek süreçte, özellikle ekonominin ciddi zarar aldığını gören ayrılıkçı seçmenlerin birlikçilerden yana saf değiştireceği tahmin ediliyor. Yani, erken seçimden sonra yeni bir referandum söz konusu olabilir ve saf değiştiren ayrılıkçılar sayesinde birlikçiler kazanabilir.

İkinci senaryoda ise, erken seçime gidilmeksizin göreve ayrılıkçı bir başbakanın gelmesi söz konusu. Bu durumda, ülkeyi kaosa süreklemeden AB den kademeli ayrılık işlemi başlayacak.

Eğer birinci senaryo söz konusu olursa, Ankara Anlaşması’nda olanların veya Ankara Anlaşmasına başvuracakların endişelenmeleri gerekmeyecek.

Ancak ikinci senaryo gerçekleşir ise, Ankara Anlaşması AB’den ayrılık pazarlığında gözden çıkarılacak ilk anlaşma olacaktır. Yani, muhtemelen en erken bu yılın Eylül ayı sonu veya Ekim ayı başından sonra Ankara Anlaşmasına yeni başvurular alınmayabilir.

Ekim ayına kadar Ankara Anlaşması vizesi alanların başvuranların durumu ne olacak?

İkinci senaryonun gerçekleşmesi durumunda, en erken Ekim ayında, en geç 2018 yılı sonunda, Ankara Anlaşması vizesi maalesef tarih olacaktır. Ancak elinde Ankara Anlaşması vizesi olanların durumu, ya 1969 Viyana Sözleşmesine göre yada İngiliz hükümetinin belirleyebileceği geçiş vizelerine göre belirlenebilecek.

İngiltere AB’den çıkış prosedürüne resmen başladığında Ankara Anlaşmasında olanların önüne gelebilecek seçenekleri aşağıda veriyorum. Ancak altını çizerek belirtmemde gerek var. Bu sadece AB’den ayrılık kararının uygulanmaya başlanması ve ikinci referanduma gidilmemesi durumunda geçerli olacak.

İngiltere’nin AB’den ayrılma kararını yürürlüğe sokması durumunda Ankara Anlaşması sahiplerinin önündeki seçenekler:

Seçenek 1: Kazanılmış hak

1969 Viyana sözleşmesinin 70. maddesi, kazanılmış hakları koruma altına alıyor. (Article 70 of the Vienna Convention – Consequences of the termination of a treaty) Ancak bundan yararlanabilmek için, İngiltere’nin AB’den çıkışının resmen onaylanmasından önce (tahminen Ekim 2016 ile 2018 yıl sonu arası), Ankara Anlaşması vizesini almış olmak gerekecek. Ancak burada bir risk var: Her ne kadar Viyana Sözleşmesi kazanılmış hakları koruyor ise de, İngiltere Hükümeti buna direnebilir. Bu durumda, Ankara Anlaşmasında olanların kendi aralarında örgütlenip, mahkeme yoluyla Viyana Sözleşmesinde İngiltere’nin kabul ettiği yükümlülükleri yerine getirmesi yoluna gidilebilir.

Seçenek 2: Geçiş Vizeleri

İngiliz Göçmenlik Yasasında resmen yer almayan ancak İçişleri Bakanlığı’nın yetkisinde olan düzenlemeler söz konusu. Örneğin, Ankara Anlaşması vizeleri kaldırıldığında, bu vizelerde olanlara geçici olarak açılacak (transition period) vize türlerine başvurmaları istenebilir. Bakanlık geçmişte bu tür çok sayıda vize düzenlemesi yapmıştı. Örneğin, HSMP vizesi kaldırıldığında bu vizede olanlara geçiş dönemi vizeleri uygulanmıştı. Bu geçiş dönemi vizeleri, Ankara Anlaşması vizesi ile bire bir benzer özellikleri olan vizeler olmayacaktır. Örneğin, Ankara Anlaşması işçi vizesinde olanlar, aldıkları maaşların tutarı ne olursa olsun vizelerini uzatabilirken, geçiş dönemi vizelerinde, bakanlık belli bir gelirin üstünde olanlara geçici vize verebilir. Ya da, Ankara Anlaşması işveren vizesinde, yıllık ödenen vergide bir sınır aranmazken, geçiş dönemi vizelerine geçerken, belli düzeyde vergi ödüyor olmak, veya belli başlı işleri yapıyor olmak gerekebilir.

Seçenek 3: TIER 1 Entrepreneur vizesine geçiş

Ankara Anlaşmasında olanların, TIER 1 Entrepreneur vizesine geçebilmelerine olanak tanınabilir. Aslında bu, mevcut Ankara Anlaşması vizesinde olanların tercih edebilecekleri en kestirme yol olarak görüyor. Ancak tek sorun, TIER1 Entrepreneur vizesine geçebilmek için aranılan koşulların biraz ağır olması: En az 200 bin Sterlin sermaye zorunluluğu ve en az 2 İngiliz işçiyi çalıştırma koşulu var.

ÖZETLE:

Ankara Anlaşması vizelerinde olanları veya yeni başvuracak olanları şu anda bekleyen çok ciddi bir tehlike söz konusu değil. Ancak, en kötü senaryoyu düşünürsek Ankara Anlaşması düşünenlerin bir an önce (tercihan Eylül 2016’dan önce) başvurularını yapmış olmalarını tavsiye ediyorum. Bir kez Ankara Anlaşması vizesi alındığında, bu hakkın iptal edilmesinin son derece zor olduğunu ve uluslararası hukuka aykırı olabileceğinin altını çizmem gerekiyor. Bunun için, mutlaka kesin ayrılık kararı verilmeden Ankara Anlaşması vizesini almak gerekir.

Şimdiden, bana başvuran Ankara Anlaşması başvurularında ciddi bir artışla karşı karşıyayım. Mümkün olduğunca erken başvurunun, Ankara Anlaşması ile kendilerine gelecek kurmak isteyenler için hayati öneme sahip olduğunun bilincindeyim. Ancak aynı zamanda, acele edilerek hazırlanan dosyaların red ihtimalini arttırdığının da farkındayım. Bu nedenle, akıllıca ve düzgün dosya hazırlayarak başvuru yapılmasının önemini bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Zira, Memurların, yapılan başvuruya red vermesi durumunda, yüksek mahkemeye itiraz edilmesi için zaman olmadığı düşünülürse, yapılacak yeni başvuruların düzgün ve mantıklı planlarla hazırlanması ve ikna edici olması son derece önemlidir.

Tamer Ulay
Garth Coates Solicitors
Email: tamerf@garthcoates.com

 

Ankara anlaşmasının geleceği İngiltere’deki referandum sonucuna bağlı

İngiltere’nin AB’den ayrılmasının sorgulanacağı referanduma sadece shutterstock_125735678saatler kaldı. Buna dair kişisel görüşlerimi daha önce paylaşmıştım. Bu yazımda ise, referandum sonucunda AB’den ayrılık kararı çıkar ise, İngiltere’deki Ankara Anlaşması vizesinin ne olacağını hukuki açıdan inceleyeceğim.

Özellikle internette, AB’den ayrılması durumunda İngiltere’deki Ankara Anlaşması vizesinin ne olacağı ile ilgili çok sayıda bilgi kirliliği var. Altını çizerek, büyük harflerle yazacağım: İngiltere AB’den ayrılır ise, Ankara Anlaşması vizesi, İngiltere için tarih olacaktır. Ankara Anlaşması o kadar nettir ki, bunun aksini iddia eden tek bir hukukçu bile bulunamaz.  Ortalıkta hukukçu olarak dolaşan OISC danışmanlarının iddiaları sadece kendini bağlar. Tekrar belirtmekte yarar görüyorum: Ankara Anlaşması, AB’den ayrıldığı anda İngiltere için geçersiz olacaktır.

Şimdi ortalıkta dolaşan iddialara tek tek yanıt vermek istiyorum:

İDDİA: Ankara Anlaşması’nın İngiltere’nin AB’den ayrılması ile ilgisi yok. Anlaşma 1963’te imzalandı oysa İngiltere 1973’te AB’ye girdi. Bu durumda, anlaşmanın AB ile ilgisi olamaz.

Bu iddiayı ortaya atanların, Ankara Anlaşması vizesinin gerçek ismine göz atmasını öneriyorum. Ankara Anlaşması diye kısaltılan vizenin gerçek adı ECAA – European Community Association Agreement. Yani, Avrupa Topluluğu İşbirliği Anlaşması. Adından bile, bu vizenin AB ile ilişkili olduğu ortada.

Gelelim Ankara Anlaşması ile İngiltere’nin ilişkisine. 1963’te Ankara Anlaşmasına imza atan ülkeler arasında İngiltere yok. Bu anlaşma 1963’de AET olarak adlandırılan bugünün çekirdek AB ülkeleri ile Türkiye arasında imzalandı. Yani Almanya, Fransa, İtalya, Hollanda, Belçika ve Lüksemburg ile Türkiye arasında yapılan anlaşmadan bahsediyorum. Bu anlaşma, bugünün AB’sini oluşturan ilk temel taşlarından biridir.

İngiltere, anlaşma imzalandıktan 10 yıl sonra bu çekirdek ülkelere katıldığında, 1963’teki anlaşmaya taraf oldu. Yani, İngiltere 1963’te imzalanan anlaşmaya, 1973’te AET’ye katıldığı anda, imza atmış sayıldı.

Dolayısıyla, bu anlaşma zamanın AET, bugünün AB’si ile Türkiye arasındaki işbirliği anlaşması olarak geçerliliğini korumakta ve tüm AB ülkelerini bağlamaktadır.

İDDİA: Ankara Anlaşması, sadece İngiltere’de var. Eğer, AB ülkeleri ile imzalanmış bir anlaşma olsaydı, diğer AB ülkelerinde de Ankara Anlaşması olurdu.

Bu iddiayı ortaya atanlar, Ankara Anlaşmasının içeriğini bilmeden konuştukları için, daha en baştan yanılıyorlar. Ankara Anlaşması, bütün AB ülkelerini bağlıyor ve koşulları bütün AB ülkeleri için geçerli. Sadece İngiltere’ye özgü bir anlaşma değil.

Ankara Anlaşması, İngiltere’de kazanılan haklarla karıştırılmamalı. Yani Ankara Anlaşması, Türklere aynen İngiltere’de olduğu gibi  istediği AB ülkesinde kendi işini kurma kolaylığı vermiyor. Anlaşmanın 41. maddesi, taraf ülkelere imza attıkları tarihte geçerli olan yasaları, diğer taraf ülkelerin vatandaşları aleyhine zorlaştıramayacaklarına hükmediyor. İşte, Türklere İngiltere’de iş kurmalarının önünü açan da bu madde. Zira, 1973’te İngiltere AB’ye katıldığında, HC509 (Giriş Öncesi) ve HC510 (Giriş Sonrası) olarak 2 ye ayrılan göçmenlik yasası yürürlükteydi. Bu yasa, İngiltere’de yabancılara sermaye koşulu olmaksızın ülkede iş kurmasına olanak sağlıyordu. Anlaşmanın 41. maddesi, yasaları zorlaştırmayacağı garantisi verdiği için, Türkler, şu anki mevcut yasaya göre değil, 1973’teki yasaya göre vize başvurusunda bulunmakta.

Neden aynı vize türü diğer AB ülkelerinde yok sorusu akıllara geliyor olabilir. Bunun nedenine bakmak için, diğer her bir AB ülkesinin anlaşmaya taraf olduğu tarihteki göçmenlik yasasında yabancıların iş kurma ile ilgili maddelerine bakmak gerekiyor. Eğer, Türkler bir başka AB ülkesinde Ankara Anlaşması ile rahatlıkla iş kuramıyorlarsa, o ülkedeki anlaşma tarihinde geçerli olan göçmenlik yasası buna izin vermediği için kuramıyorlardır.

İDDİA: İngiltere AB’den çıksa bile, Ankara Anlaşması vizesi başka bir isimle devam edecek.

Bu iddiayı ortaya atanlar, İngiliz hükümeti adına konuşma yetkisine sahipler mi bilmiyorum ancak, ortada çok açık bir gerçek var. İngiltere, daha fazla göçmen istemediği için referanduma gidiyor. Daha da ötesi, şu haliyle bile Ankara Anlaşması vizesini zorlaştırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Herşey bu kadar açıkken, Ankara Anlaşmasına farklı bir isimle devam edileceğini iddia etmek, desteksiz konuşmaktan öteye gitmeyecektir.

EN ÖNEMLİ SORU: İngiltere AB’den çıkarsa, 24 Haziran Cuma günü, Ankara Anlaşmasının durumu ne olacak?

 

Bunu sadece 24 saat daha bekleyerek hep beraber görebileceğiz.

İngiltere’de referandum anketlerine göre AB’den ayrılmak isteyenler az farkla önde gidiyor

KEuropeİngiltere’de son referandum anketlerine göre AB’den ayrılmak isteyenler önde gidiyor. Bir ülkenin intihara doğru sürüklendiğine şahit oluyoruz. İşin garip tarafı, İngiltere’de yaşayan yabancıların (ki buna Türk asıllılar da dahil) yüzde 60 oranla AB’den ayrılmayı desteklemesi. Bunu şaşırtıcı buluyorum çünkü AB’den ayrılığı savunan kesime bakıldığına, milliyetçi İngilizler ve ırkçıların ön saflarda olduğu görülüyor. Yabancıların, yabancı düşmanı olan bu kesimlerle birlikte hareket edip, AB’den ayrılığı savunmaları, AB hukuku ve ayrıcalıkları konusunda ne kadar bilinçsiz olduklarını gösteriyor. Zira, AB’den ayrılmış bir İngiltere’de ırkçı ve göçmenlik karşıtı kanunları iptal edecek bir mekanizma olmayacak. Birçokları henüz farkında değil ancak, İngiltere parlamentosunun hazırladığı bir çok ırkçı yasa, AB tarafından geçersiz kılındı. Buna, Avrupa Parlamentosundan geri dönen sınır dışı etme yasası da dahil.

İngiltere AB’den çıktığı anda, birer birer ırkçı yasaların çıkacağına hiç kimsenin tereddütü yok. Bunun en açık delili, dünkü ITV programında ‘ayrılıkçılar’ safında yer alan eski Londra Belediye başkanı Boris Johnson’un şu sözlerini gösterebilirim.

“AB, ne zaman göçmenlik yasası çıkarmaya kalksak bizi engelliyor. Sokaklar katiller ve ‘suçlularla’ dolu. Bunları sınır dışı edecek mekanizmayı çalıştıramıyoruz. AB’den ayrıldığımızda, tüm yetki elimize geçecek ve kendi parlamentomuzu kendimiz kontrol edeceğiz”.

Sokaklarda katillerin, haydutların ve tecavüzcülerin olmasını hiç kimse istemez. Ancak suçlu kavramını tanımlayan ‘REHABILITATION OF OFFENDERS ACT’ içinde küçük değişiklikler yaparak, istedikleri kişilerin vatandaşlıklarını iptal edip, sınır dışı edebilirler ve bunu kimse durduramaz. Ayrıca, katilleri sınır dışı etmek yerine, İngiliz hapishanelerinde cezalarını çekmelerini sağlamak daha akıllıcadır. Aksi halde aynen Lockerbie bombacısı gibi, sınır dışı edildiğinde gittikleri ülkelerde cezalarını çekmek yerine özgürlüklerine kavuşmaları büyük ihtimaldir. Burada ayrılıkçıların gizli amacı katilleri sınır dışı etmek değil, sıradan göçmenleri ülkelerine göndermek için bahane bulmak.

Boris Johnson’un ‘suçlular’ olarak gördüğü kesimi, REHABILITATION OF OFFENDERS ACT, katillerin yanısıra kırmızı ışıkta geçen, hız limitini aşan kişilerle aynı safta tutuyor. Bırakın ayrı bir yasa çıkarmayı, İngiltere daha şimdiden hız limitini aştığı için Ankara Anlaşması’nda olan insanları ‘suçlu’ yani ‘Criminal’ olarak tanımlamaya başladı ve bunlarla ilgili sınır dışı etme kararları verdi bile. Şimdilik bu durumda olanlar AB güvencesinde ancak AB’den ayrılındığında, onları koruyacak bir mekanizma kalmayacak.

Hukuk bilgisi olmayan bazı kişiler, yukarıda yazdıklarımı inandırıcı bulmayabilirler. Ama onlara tavsiyem, oylarını vermeden önce bir hukukçu ile konuşmaları olacak. İngiltere REHABILITATION ACT’de yapılacak küçük değişikliklerle sınır dışı edilecek insanların tarifini belirleyebilecek. Zaten şu anda o kadar ileri gitmiş durumdalar ki, kırmızı ışık veya trafik suçlarını da bu kapsamda değerlendiriyorlar. Ancak önlerinde AB engeli olduğu için, şimdi AB’den kurtulmanın yolunu arıyorlar.

Maalesef, çifte vatandaş olmuş Türk vatandaşları henüz tehlikenin farkında değiller. Muhtemelen, büyük büyük dedesi Türk olduğu için Boris Johnson’un peşine takılmayı tercih ediyorlar. Ancak tehlike, o kadar büyük ki, olabileceklerin farkında değiller.

İngiltere AB’den ayrıldığında neler olabilecek?

1- AB den ayrılan İngiltere’de AB yasaları geçersiz olacak. Otomobil kullanımından cep telefonu kullanımına ve tüketici haklarına kadar önce insan sonra devlet diyen AB yasaları yerine, önce devlet sonra insan diyen Ingiliz parlamentosu yasaları öne çıkacak. Ayrılıkçıların bir kısmı iktidara geldiklerinde AB’nin bir çok yasasını tanımayacaklarını açıkladılar bile. Örneğin, doğaya zarar veren ilaçların kullanılmasını engelleyen AB tarım politikasını tanımayacaklarını açıkladılar. Bu, doğaya daha fazla zehirin yayılması anlamına geliyor.

2- Avrupa Adalet Divanı kurallarını isterlerse tanımayacaklar. İngiltere Avrupa Adalet Divanı’nın İnsan hakları ile ilgili hükümlerini tanımak zorunda kalacak veya en azından tanıması gerekecektir. Ancak örneğin AAD’in başka konulardaki kararlarını örneğin tüketici hakları veya cep telefonlarının AB içinde kullanımı ile ilgili kararlarını tanımayabilecek. Bu artık İngilterenin kendi kafasına göre göçmenlik politikası geliştirmesine neden olacak. Şu anki konjöktürde, İngiliz partileri içinde insan hakları açısından çok ileri gidecek bir tutum gözlenmiyor ancak ileride durumun ne olacağını kestirmek çok zor. Boris Johnson gibi popülist politikacılara ve Nigel Farage gibi gizli ırkçılara engel olacak bir AB olmaması, hepimizin başını çok ağrıtabilir.

3- Irkçı partiler ilk raundu kazanmış olacaklar. Sadece ülkeye gelmek isteyen göçmenleri değil aynı zamanda ülkede oturum hakkı almış hatta vatandaşlık kazanmış olanlara karşı uygulamalar yaygınlaşacak. Açık açık söylemeseler bile, bir çok İngilizin içinde gizli ırkçılık olduğu biliniyor. 3 yil once ırkçı BNP lideri, İngiliz olmayan göçmenleri vatandaş olmuş olsalar dahi, 3 nesil geriye kadar gidip bulacaklarını ve bunları ülkelerine geri göndereceklerini söylemişti.

4- Ankara Anlaşması vizesi tarih olacak. Ankara Anlaşması vizesi ile ülkede kalanlar vizeleri bittiğinde Türkiye’ye geri dönmek zorunda kalabilecek. Bu konuda ortada çok fazla bilgi kirliliği var. Bazıları, Ankara Anlaşmasının 1963’te imzalandığını ve 1973’te AB’ye giren İngiltere’nin AB’den ayrılması ile bir ilgisi olmadığını ileri sürüyor, ancak yanılıyorlar. 1963’teki Anlaşma ve 1969 katma protokolü, Türkiye ile bugünün AB’si olan AET arasında imzalandı. O imzalarda İngiltere’nin imzası yer almıyor. İngiltere 1973’de AET’ye katıldığında AET’nin yaptığı bu anlaşmaya taraf olmuş oldu. Dolayısıyla AB’den ayrıldığında, İngiltere için Ankara Anlaşması’nın bir hükmü de kalmayacak. Yine bazıları, Ankara Anlaşması ile Türklerin gelmesine İngiltere’nin ihtiyacı olduğunu ve bu ihtiyacından dolayı Ankara Anlaşması vizesinin yerine başka isimde bir vizeyi başlatacağını söyleyerek, komedi dizilerine rakip olmaya çalışmaktalar.

5- İskoçya ve Galler, İngiltere AB’den çıkarsa bağımsızlık ilan edeceklerini açıkladılar. AB ‘den çıkılması durumunda İngiltere koskoca okyanusta yapayalnız ve 4 ulustan oluşan parçalanmış bir ada olacak. Ayrılıkçıların ve AB’den yana olanların itiraz edemedikleri çok ciddi bir tehlike.

6- Yabancı şirketler merkezlerini İngiltere dışına taşıyacaklarını açıkladılar. Bu 3 milyon kişinin işsiz kalacağı anlamına geliyor. Bazıları bunun şantaj olduğunu düşünüyor. Ben tam tersini düşünüyorum. AB’den ayrılan İngiltere yerine bu şirketlerin daha büyük pazarın olduğu bir başka AB ülkesine merkezlerini taşımasını finansal bir realite olarak görüyorum. Yine bazıları, bu firmaları Google gibi merkezleri zaten bir başka AB ülkesinde olan diğer firmalarla karıştırıyorlar ve “zaten kurumlar vergisi vermiyorlar, defolup gitsinler” diyorlar. Adamlar zaten İngiltere’de değiller, neden kurumlar vergisi ödesinler? Bizim derdimiz, merkezi İngiltere’de olan ve kurumlar vergisini burada ödeyen ancak İngiltere AB’den ayrılınca, daha büyük pazar için bir başka AB ülkesine gidecek olan büyük firmaları kaybetmemek.

7- AB den ayrılması durumunda İngiltere, AB ülkeleriyle yapılan ticarette KDV uygulayamayacak. Ciddi KDV kaybı olacak ve bu kayıp ek vergilerle kapatılmaya çalışılacak. Yani hayat pahalılaşacak.

8- AB’den ayrıldığında İngiltere vatandaşlarının AB ülkelerindeki serbest dolaşımı da sona erecek. AB, İngiliz vatandaşlarına vize uygulamayacak ancak İngiliz vatandaşları sınır kapılarında ‘diğer ülke vatandaşları ile beraber’ aynı muameleye tabi olabilecek. Yani kapıda giriş izni (vize) alarak Avrupaya gidebilecekler. Avrupa’da serbest çalışma, yerleşme ve eğitim İngilizler için tarih olacak. Bazıları, bunun olmayacağını çünkü İsviçre, Norveç ve İzlanda AB’ye üye olmadıkları halde serbest dolaşıma sahip olduklarını, İngiltere’nin de AB dışında kalarak aynen Norveç veya İzlanda gibi serbest dolaşıma sahip olabileceklerini iddia ediyor. AB’den gelen göçmenleri durdurmak için AB’den çıkılıyor ise, o halde neden serbest dolaşıma kapısını açmış olan Norveç veya izlanda örneği veriliyor? Ya da İngilizler aynen Norveç veya İzlanda örneğinde olduğu gibi, AB’ye rahatlıkla girip çıkabilecekse, o halde neden AB’den çıkılıyor? Norveç, İzlanda ve İsviçre AB parlamentosunda söz sahibi değiller. Bunlar AB’ye üye olsalar bile küçük ülke oldukları için AB parlamentosundaki milletvekili sayıları açısından zaten ses getirecek güce sahip değiller. Nüfusu açısından Avrupa’nın ilk 5 ülkesine giren İngiltere’nin AB parlamentosunda hiç temsil edilmeden AB kanunlarına uyması durumu daha da kötü yapmaz mı?

9- Yabancı şirketler merkezlerini İngiltere dışına taşıdıklarında, çalıştırdıkları elemanların PAYE ödemeleri sonlanacak. Bu yaklaşık 36 milyar sterlin kayıp demek. Bu açık yine ek vergilerle kapatılacak. Yani insanlar daha da fakirleşecek. Bazıları, bunun tam tersinin de söz konusu olduğunu iddia ediyor ama bağımsız bir kurum olan İngiliz Merkez Bankası, her türlü senaryoda olacak açığın telafisi çok güç durumlar ortaya koyduğunu rakamlarla ortaya koyuyor. Yani, durumun 90 derece veya 180 derece tersi durumlar da olsa, Merkez Bankasına göre açık çok büyük olacak.

Bazı dostlarımında aralarında olduğu ayrılıkçı grup, çoğunlukla Kanada Modeli, Amerika Modeli hatta Avustralya Modeli diye tutturuyorlar. Oysa, hem Kanada Başbakanı, hem ABD Başkanı, hem de Avustralya başbakanı, ‘bizim adımıza hangi modelin iyi olduğuna karar veremezsiniz. AB dışına çıkmak aptallıktır’ diyerek, ayrılıkçılara gerekli cevapları çoktan verdiler.

Umarım, ayrılık yönünde oy kullanacak olan yabancılar, başta Türk vatandaşları, sonuçta nelerle karşılaşabileceklerini daha derinlemesine düşünüp, oylarına sahip çıkarlar.

İkinci vatandaşlık seminerlerimize kayıt için son gün

seminerİstanbul Şişli Marriott Otel’de 27-29 Mayıs 2016 tarihleri arasında yapılacak Yurtdışı Göçmenlik ve İkinci Vatandalık Seminerleri ve Özel Toplantılarına katılabilmek için son gün, 26 Mayıs 2016.

Kayıtların bugün kapanacağı seminerlerimizde, Portekiz, Malta, İspanya, Kıbrıs ve Yunanistan’da konut edinerek veya yatırım yaparak çifte vatandaşlık edinme fırsatları tanıtılacak. Seminerlere, Garth Coates Solicitors ve Coates Global firmalarının Londra ve Lisbon’daki yetkilileri katılacaklar.

Detaylı bilgi ve başvuru için : www.vizesizdunya.com 

Yurtdışı Göçmenlik ve Çifte Vatandaşlık Seminerleri

seminerLondra’dan Garth Coates Göçmenlik Hukuku Avukatlık Firmasınca yurtdışına yerleşmeyi düşünenlere yönelik Türkiye’de düzenlenen seminerler ve özel toplantıların dördüncüsü 27-30 Mayıs 2016 tarihleri arasında İstanbul’da yapılacak.

Seminerler, 27 Mayıs 2016 Cuma günü 19:00 – 22:00 saatleri arasında Ataşehir’de ve 28 Mayıs 2016 Cumartesi günü 10:00 – 22:00 saatleri arasında 3 farklı gruba 3’er saatlik seanslar halinde İstanbul Şişli’de verilecek.

Seminere katılım ücretsizdir. 

Çok sınırlı yer olduğundan, sadece ciddi katılımcılara davetiye gönderilecektir.

 

KONUŞMACILAR VE ORGANİZATÖR FİRMA

Garth Coates Immigration Solicitors ve Coates Global firmalarının yöneticileri ve çözüm ortakları, Garth Coates, Tamer Ulay, Çelemet Yener; Rui Teixeira Rodrigues; Eleni Drakou, Sana Gorner, Linda Christine Philips ve Miguel Lacerda katılacaktır.

Seminerin organizatörü, Türkiye’den BERCAN TUR LIMITED ŞİRKETİ’dir.

SEMİNER KONULARI:

İngiltere Göçmenlik Hukuku, vize sistemi ve yerleşime açık olan vize türleri ile çifte vatandaşlık olanağı sunan ülkelerin (PORTEKİZ, MALTA VE KIBRIS) vatandaşlık başvuru koşulları hakkında bilgiler verilecektir. Seminerde açıklanacak vize türleri ve vatandaşlık programları genel hatlarıyla şunlardır:

  • ECAA Aimagesnkara Anlaşması vizesi (Sadece Türk Vatandaşlarına yönelik özel yerleşim vizesi)
  • TIER 1 Investor – Yatırımcı vizesi
  • TIER 1 Entrepreneur – Girişimci/İş Kurma Vizesi
  • FAST TRACK/ÇOK HIZLI Malta vatandaşlığı edinerek, Malta Pasaportu ile tüm Avrupa ülkelerinde çalışma, yaşama ve barınma olanağı ve ABD ve Kanada gibi gelişmiş ülkelere vizesiz seyahat şansı
  • FAST TRACK/ÇOK HIZLI Portekiz’de Oturum ve Çalışma izni ve 5 yıllık AB Schengen Vizesi
  • Portekiz’de konut alarak Altın Vize (Golden Visa) ve Vatandaşlık fırsatları
  • Hızlandırılmış Malta Vatandaşlık Programı
  • KIBRIS’ta konut alarak Avrupa Birliği Vatandaşlığı

SEMİNERLER ÜCRETSİZDİR

Seminerlerimize katılım ücretsizdir. Ancak, seminer öncesi ve sonrası konuşmacılardan özel randevu alarak yapılan birebir özel görüşmeler ücretlidir.

 

Seminer ve özel toplantılarımız için detaylı bilgiye www.vizesizdunya.com adresinden ulaşabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: