Ankara Anlaşması Son Durum (Nisan 2014)

Son günlerde Sheffield’teki Ankara Anlaşmasına bakan vize birimi, diğer vize birimlerinden gelen memur takviyesi sayesinde oldukça hızlı kararlar vermeye başladı. Bu nedenle olsa gerek ki, geçtiğimiz Ocak ayının ilk haftasında Ankara Anlaşmasına başvuranların dosyaları geçtiğimiz hafta itibarıyla incelenmeye başlandı. Bu, ortalama bekleme süresinin 3 – 4 aya düştüğü anlamına geliyor ki, geçtiğimiz aylarda bu süre 6 ayı buluyor hatta geciyordu da.Home offfice Logo

Tek iyi haber, bekleme süresinin kısalması değil! Aynı zamanda, artık başvuru süreçleri sorunsuz atlatılabiliyor. Bunun nedeni,başvurulara bakan yeni takviye memurlarının Ankara Anlaşmasına yabancı olmasından kaynaklanıyor olabilir. Vize alması, 1971 göçmenlik yasasına göre mümkün olmayanlar bile şu sıralarda rahatça vize alabiliyorlar.

Ankara Anlaşması sadece Türk vatandaşları için tanınmış bir hak olduğundan, eski vize memurları bu anlaşmayla vize alınmasınıasgari düzeyde tutma eğilimi ile dosyaları incelemektelerdi. Ancak son zamanlarda, özellikle diğer birimlerden gelen takviye memurlarının dosya inceleme ve karar verme süreçlerinde henüz çok yeni olmaları ve olumsuza odaklanmak yerine tarafsızca değerlendirmeleri sayesinde, süreçler çoğunlukla pozitif sonuçlanmaya başladı.

Her olumlu sonuçlanan vize başvurusu, bir yaşamı olumlu anlamda değiştirdiğinden, elbette ki, yalnız başvuran kişiyi değil hepimizi sevindirmektedir; ancak hemen belirtmeliyim ki, Ankara Anlaşması başvurularının sonuçlarında haksız kararlar verilebildiğine pek çok kez tanık olmuş ve bunu defalarca yazarak daha önce dile getirmiştim. Üzülerek, bu haksızlıkların hala devam ettiğini görmekteyim. Başvuranlar arasında adaletsizlik yapılması önemli bir sorundur.

Başvurusunun olumsuz sonuçlanması beklenen kişiler bile vize alabilirken, hak ettikleri halde vize alamayan başvuru sahiplerini görmezden gelmek mümkün müdür? Her şeyleri dört dörtlük iken, sudan bahanelerle vizesi reddedilenleri, mahkeme kapılarında perişan olanları ve halen yok yere temyiz aşamasında bekleyenleri düşünmeden edemiyorum. Kimi zaman önce ret verilen vizeler, itirazlar sonucu olumlu sonuçlanabilmektedir; ancak bu aşamada da kaybedilen en onemli şey zamandır. Bir insanın hayatından çalınmış olan bu zamanı kim, nasıl telafi edebilir? Standardı olmaksızın, kişilere bağımlı olarak bu kadar tesadüfi verilen kararaların bir insanın yaşamını değiştirmesi nasıl kabul edilebilir? Bu durumda bu kişilerin hatası yanlış zamanda başvurmuş olmak ya da yanlış memura denk gelmiş olmak mıdır? Bu yanlış memurların kimler olduklarını meslektaşlarım ve canı yanmış başvuru sahipleri çok iyi biliyorlar. Bu kişiler ellerindeki dosyaları negatiflik bulmak amacıyla o kadar ince detayına kadar inceliyorlar ki, bir günde ancak 1 veya 2 dosyayı karara bağlayabiliyorlar. Yeni takviye memurlar ise bir günde 10 dosyaya kadar inceleme yapabiliyorlar. Tabii, yeni memurlar dosya içeriğine bakarken, olumsuza odaklı olarak ince detaylar uzerinde zaman kaybetmediğinden hem daha kısa sürede daha fazla dosya inceleyebiliyor hem de kararları olumlu oluyor.

Ankara Anlaşmasında elbetteki standart kurallar bellidir; ancak vize memurlarının kişisel yaklaşım farklılıkları sonuçları degiştirmekte ve standardı etkilemektedir. Umarım, son günlerdeki pozitif gelişmelere neden olan bu takviye memurlarının dosya incelemeleri kalıcı olur ve herkesin yüzü bugünlerdeki gibi gülmeye devam eder. Böylece insanlar hayallerini gerçekleştirmek için firsat eşitliği yakalama şansına sahip olurlar.

Avrupa Birliği Vatandaşları ile olan evliliklere mercek

vize, evlilikSadece İngiliz hükümetinin değil, tüm Avrupa Birliği ülkelerinin ortak sorunu, AB üyesi bir ülke vatandaşı ile evli olanlara verilen otomatik serbest dolaşım hakkından doğan hakların suistimal edilmesi.

Gerçekten de, sadece İngiltere’deki dosyalara bakıldığında, yabancıların AB vatandaşları ile olan evliliklerinde ciddi artışlar söz konusu. Bu artışın en önemli nedeni, İngiltere’deki yabancılarla AB vatandaşları arasındaki Leyla ile Mecnun’u kıskandıracak aşkların olması değil tabii. Tahmin edeceğiniz üzere, AB hukukundan doğan serbest dolaşım hakkının, otomatikman AB vatandaşı ile evlenen yabancılara da tanınıyor olması ve bu nedenle, sahte evliliklerin artması.

Bunu biraz daha açmak gerekirse, şu şekilde özetlemem mümkün:

AB vatandaşları, kendi ülkeleri dışında kalan diğer AB ülkeleri içinde serbest dolaşım hakkına sahip. Ailelerin parçalanamamazlık ilkesi gereği, AB vatandaşlarının, AB vatandaşı olmayan eş ve aile bireyleri de bu haklardan otomatikman yararlanabiliyor. Örneğin, İngiltere’de ikamet eden bir Polonyalı ile evlenen bir Türk Vatandaşı, İngiltere vizesi almadan, eşiyle birlikte elini kolunu sallayarak İngiltere’ye giriş yapabilir. (Evet doğru anladınız. Vize almaksızın). Sadece bir Türk pasaportu ve AB üyesi ile evlendiğini ispatlayan bir evlilik cüzdanı ile birlikte, İngiltere’ye giriş yapabilir. İngiliz sınır kontrol görevlilerinin, AB üyesi ile evlenen yabancılara engel olacak yasal yetkisi bulunmadığı için, yapabilecekleri hiç bir şey olmuyor. (Tabii, evliliğin gerçek olup olmadığının ispatı gibi bahanelerle havaalanında bir kaç saat sorgulama yapmak dışında bir yetkileri yok).

Hatta daha da ötesi, İngiltere’de kaçak yaşayan, yıllardır sınır dışı edileceği günü bekleyen yabancılar da, bir AB vatandaşı ile evlendiklerinde, otomatikman yasal hale geliyorlar. Haklarında sınır dışı edilme kararı bulunanların bu kararları otomatikman kaldırılıyor. Yıllarca kaçak yaşayanlar birden bire yasal hale geliyorlar. Hem de İngiliz vatandaşları ile evlenenlerin geçmek zorunda oldukları İngilizce seviye sınavlarına girmek zorunda da kalmıyorlar.

Durum, sadece İngiliz hükümeti için değil, tüm AB hükümetleri için son zamanlarda ciddi sorun oluşturmaya başladı bile. Geçenlerde Hollanda’da bir mahkemenin verdiği kararla, AB vatandaşlarının yabancı aile bireylerinin serbest dolaşım hakkına kısıtlama getirildi, tabii bu sınırlı bir kısıtlama olmaktan öteye de geçemedi.

Şimdi İngiltere hükümeti ve kendini Crazy Theresa (Çılgın Theresa) olarak adlandıran İçişleri Bakanı Theresa May, duruma kendi çapında bir çözüm buldu bile. Bulduğu çözümle, hukuk tanımamazlıkta bu bakanın eline kimsenin su dökeceğini sanmıyorum, çünkü son zamanlardaki AB vatandaşlarının yabancı aile bireyleri ile ilgili başvurulardaki saçma red gerekçelerinden, Bakanlık görevlilerine bir talimat gönderildiği şüphesi taşıyorum. Sanırım, bakanlık vize memurlarına, verebileceğiniz kadar red vermeye çalışın şeklinde bir talimat göndermiş olmalı ki, dosya içerikleri incelenmeden direkt red verme hatta sınır dışı etme işlemlerine başlanıyor.

Geçenlerde bir müvekkilime verilen vize red kararının yanısıra, sınır dışı edilme işleminin başlatılması ve pasaportuna el konulması bunun en belirgin özelliği. Tabii, burasının bir hukuk devleti olduğu unutulmamalı. Hemen yaptığımız çok sert itiraz sonrasında, bakanlıktaki üst düzey yetkili, (gerçekten çok kibar bir şekilde kararı veren memuru adına) özür dileyerek, müvekkilimin pasaportunu iade etti ve sınır dışı işlemini durdurduğunu bize iletti. Ayrıca, bir kaç gün süren bu işlemler süresince, hemen her gün bilgi verme nezaketinde bulunduğunu da burada belirtmek istiyorum.

Ancak, benim yaşadığım bu olayın benzerlerini, diğer meslektaşlarımdan da sıklıkla duymaya başladığım için, hükümetin AB vatandaşlarının aile bireylerine karşı yıldırma politikası uyguladığını söylemek yanlış olmayacaktır.

Sadece yıldırma politikası değil, aynı zamanda, evlendirme dairelerine baskınlar yapılıyor. Bazen çiftlerin evlenmeden önce gözaltına alınıp sorgulanmalarında da çok ilginç sonuçlara ulaşılıyor. Birbirlerini tanımadan evlenen çiftler, görsel ve mantıksal uyumsuz evlilikler, hatta birbirleriyle iletişim kuracak ortak bir dil bilgilerinin olmaması gibi durumlar, hükümetin en çok öne sürdüğü gerekçeler olmaya devam ediyor. Hatta, evlilik yapan bir AB vatandaşının korkudan hemen konuşmaya başlayıp, bu evlilik için 10 bin sterlin nakit para aldığını itiraf etmesi, hükümetin elini gerçek anlamda güçlendirdi.

Şimdi mahkemelerde, yapılan tüm evliliklerin para karşılığı ve çıkar üzerine yapıldığı ve gerçek evlilik olmadığı tezleri öne sürülüyor.

Hukukun üstün olduğu İngiltere’de, ne kadar yıldırma politikasi uygulanırsa uygulansın,  AB vatandaşlarının yabancı aile bireylerinin eşleri ile birlikte İngiltere’de kalmasının önü kesilemeyecektir. (Tabii, evlilik gerçekten evlilik ise).

 

Vize başvuru merkezleri el değiştiriyor

vize, teleperformanceİngiltere İçişleri Bakanlığı,  Türkiye’de Birleşik Krallık vize başvuru merkezi olarak faaliyette bulunan Worldbridge firması ile olan işbirliğine en geç 28 Mart 2014 itibarıyla son veriyor. Bu firmanın yerine, bakanlığın anlaşmaya vardığı Teleperformance firması faaliyete geçiyor.

Worldbridge 28 Mart 2014 Cuma tarihinden itibaren Türkiye’de İngiltere vize başvuru merkezi olarak çalışmasına son vereceği için, önümüzdeki hafta Ankara, İstanbul, Bursa ve Gaziantep için son vize randevularını yerine getirmeye devam edecek. Firma, geçen hafta Adana, İzmir ve Antalya’daki son randevuları tamamlamıştı. Önümüzdeki hafta için son randevu tarihleri, şehirlere göre şu şekilde olacak:

Sona eren şehirler:
Adana: 18 Mart Salı;
Antalya: 20 Mart Perşembe;
İzmir: 21 Mart Cuma;

Son Randevular:
Ankara: 24 Mart Pazartesi;
Gaziantep: 25 Mart Salı;
Bursa: 27 Mart Perşembe;
İstanbul: 28 Mart Cuma

Teleperformance firması ise, Worldbridge firmasının kapandığı şehirlerde hemen hizmete başladığı için, vize başvurularında bir aksaklık yaşanması beklenmiyor. Şehirlere göre, Teleperformance firmasının faaliyete geçiş tarihleri ve yeni vize başvuru merkez adresleri şu şekilde:

İzmir: 24 Mart Pazartesi
Adres: Aksoy Plaza, Kıbrıs Şehitleri Cad No 152 Alsancak
Hafta içi, sadece Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günleri açık olacak.

Adana: 25 Mart Salı
Adana Ticaret Odası, Abidinpaşa Cd No 52, Seyhan, Adana
Yoğun sezonda 15 günde bir, düşük sezonda ayda bir Salı günleri hizmet verecek

Ankara: 26 Mart Çarşamba
Sheraton Hotel, Noktalı Sokak Kavaklıdere, Ankara

Antalya: 27 Mart Perşembe
Antalya Ticaret Odası, Gazi Bulvarı No 531, Goksu Mh, Antalya
Yoğun sezonda haftada bir, düşük sezonda iki haftada bir Perşembe günleri açık olacak.

Gaziantep: 28 Mart Cuma
Muammer Aksoy Bulvarı, 34B İmam Huseyin Incioğlu Cd, Şehitkamil, Gaziantep

İstanbul: 31 Mart Pazartesi
Profilo Alışveriş Merkezi, Cemal Sahir Cd Kat 4 No 138A Mecidiyeköy

Adana ve Antalya’daki vize başvuru merkezlerini kullananlardan, vize başvuru ücretine ek olarak £59 tutarında ek ücret alınacağı açıklandı.

Ankara Anlaşmasına bakan vize memurları yenileniyor

Home offfice Logoİngiltere’de Ankara Anlaşması dosyalarını inceleyen vize memurlarından kolay vize verenler yenileriyle değiştirilirken, zorluklarıyla tanınan memurlar yerlerinde tutuluyor.

6 ile 8 kişi arasında değişen Ankara Anlaşması vizesi ekibi, yıllar öncesinde kolaylıkla vize veren memurlardan oluşmaktaydı. Aslında, memurların kolay vize vermelerinin sebebi, kendilerinin uyumlu ve iyi niyetli olmalarından öte,  Ankara Anlaşmasının temeli olan 1971 göçmenlik yasasının içeriğini iyi yorumlayamamalarından kaynaklanmaktaydı. Zaman içinde, memurlar nasıl yorum yapabileceklerini öğrendiler. Verilen red kararlarını ve mahkeme hakimlerinin yorumlarını incelediler, neye nasıl red verilebileceğini öğrendiler. 

Bazı memurlar kendilerini geliştirirken, bazıları eskisi gibi önüne gelen her dosyaya vize vermeye devam ettiler.

Bakanlık içinde memurların nasıl çalıştığına, dosyaları nasıl incelediklerine ve hatta karar mektuplarını nasıl yazdıklarına defalarca şahit olmuş biri olarak, sözü edilen memurların verdikleri kararlarda yaptıkları akıl dışı yanlışlıkları ve nedenlerini çok iyi biliyorum. Bilgisayar kılavyesindeki tuşlara tek tek basarak, altı üstü 1 sayfalık karar yazısını 3 saatte yazamayan memurlar var İçişleri Bakanlığı’nda. İnanmayacaksınız ancak, İngilizce’yi iyi konuşamayan yabancı memurların sayısı hiç de azımsanamayacak düzeyde. Bazı memurlarla, çok kötü İngilizce aksanlarından dolayı telefonda iletişim kurmakta zorlanıyoruz.

Vize karar mektuplarında, memurların kendi kendilerini çelişkiye düşürdüğü ifadeler kullanıldıklarına çok defa şahit olmuşumdur. Örneğin, karar mektubunun bir yerinde, başvuranın işine yatırdığı paranın kaynağını tatmin edici bulduğunu yazarken, 2 paragraf sonrasında bu paranın nereden geldiğine ikna olmadığını yazan ve bu tutarsız kararlarla insan hayatlarını karartan memurlar var.

Verdikleri çelişkili kararlardan dolayı, mahkeme hakimlerinden zılgıt yiyen memurlar da az değil. Bir çok mahkemede bizzat hakimlerin memurların red gerekçelerini okurken, alaylı ifadeler kullandıklarına şahit oldum.

Bakanlık, şimdi bu memurları gözden çıkarmış gibi görünüyor. En azından Ankara Anlaşmasına bakan memurların artık eskisi gibi kolaylıkla vize veren memurlar olmadıklarını söyleyebilirim. Kolay vize veren memurlar başka birimlere aktarılırken, zorlukları ile bilinen memurlar yerlerinde tutuluyor. Yerlerinde tutulan memurlar, ekibe yeni katılan memurlara, öğretmenlik yapıp, nerelerden red verilebileceğini göstermekten de geri durmuyorlar tabii.

Birbirine çok benzeyen dosyalardaki farklı sonuçların nedenleri

benzer dosyalarAnkara Anlaşması vizelerinde meslektaşlarımın çok karşılaştığı problemlerden biri de, birbirine çok benzeyen iki dosyadan birine sorgusuz sualsiz vize verilirken, diğerine red verilmesi oluyor. Hatta, son derece düzgün bir dosyaya şaşırtıcı bir şekilde red verilebilirken, hiç bir tutarlı yanı olmayan dosyalarda vize alınabiliyor.

Dosyalarda farklı kanun hükümleri mi uygulanıyor?
Hayır. 1971 göçmenlik yasası, Ankara Anlaşmasına başvuran herkes için uygulanmak zorunda. Dosyaların incelenmesinde hukuki anlamda bir farklılık yok.

Başvuranların yaşı, eğitimleri veya maddi durumları vize sonucunu etkiliyor mu?
Hayır. Dosyaların incelenmesinde yine hukuki anlamda İlkokul mezunu ile Üniversite mezunu arasında bir fark olmadığı gibi, başvuranın yaşı veya maddi durumunda da bir fark olmuyor. Bankada milyonlarca sterlin parası olan da aynı hukuki işlemden geçiyor, hiç parası olmayan da.

İngiltere ekonomisine yapılan katkıya göre farklı bir inceleme söz konusu mu?
Hayır. Evlere temizliğe giderek kendi işini yapan bir temizlikçi ile yıllık 10 milyon sterlin ciro yapan bir işveren arasında yine hukuki açıdan bir fark yok.

Peki, o halde neden farklı sonuçlar alınabiliyor?

Hemen açıklayayım. Tamamen dosyayı inceleyen memurun kim olduğuna bağlı olarak sonuç değişiyor. Üniversite veya Lise yıllarında hatırlarız. Nasıl ki, bazı hocalarımız pamuk gibi ve bazı hocalarımız sıfırcı olarak adlandırılıyorsa, vize başvurusuna bakan memurlar da aynı. Bazı memurlar, dosya içeriğine pek bakmadan kolaylıkla vize verirken, bazı memurlar da dosyanın altını üstüne getirip, akla hayale gelmeyecek bahaneler üretebiliyor.

Sonuçta, dosyayı inceleyen memurun kim olduğuna bağlı olarak bazen 3-5 evrakla vize alan birine rastlayabilirken, bazen de, yüzlerce sayfalık çok güçlü evraklara rağmen vize alamayanlara da rastlanabiliyor.

Sanırım genetik yapılarında ticari mantık iyice yerleşik olmasından dolayı, genelde erkek memurların vize sonuçları olumsuz olurken, bayan memurlarda çok daha kolay vize alınabiliyor. Kendi tecrübemlerimle sabit. Şimdiye kadar dosyalarıma bakan bayan memurların neredeyse hepsi, hiç bir sorun çıkarmadan vize verdiler, ancak bazı erkek memurlarda çok ciddi zorluklar yaşadığımı itiraf etmeliyim.

Örneğin, Ankara Anlaşmasına başvuranların kabusu haline gelen bir erkek memur. Burada isim veremiyorum ancak Ankara Anlaşması avukatları kimi bahsettiğimi çok iyi bilirler. Aynen lise veya üniversite yıllarındaki sıfırcı hocalarımız gibi, bu memur da, çok sayıda insanın canını yaktı. İtiraz mahkemelerinde rastgele 3 dosya seçin, kesinlikle bu üç dosyadan ikisi bu memura aittir. Bir başka ifade ile, red alanların üçte ikisi bu memurdan red alıyorlar.

Adı saklı bu memur dosyayı eline aldığında nereden red verebilirim mantığıyla yaklaştığı için, aynen vergi memurları gibi, mutlaka bir açık bulmaya çalışıyor.

Olayı daha iyi açıklayabilmek için yaşadığım bir örneğe yer vermek istiyorum.

Müvekkilim, H.K. Fethiye’de bir restoranda şef garson olarak çalışırken, İngiltere’de kendi temizlik firmasını kurmak üzere başvuruda bulunuyor. H.K., ilgili restoranda çalıştığının ispatı olarak SSK kayıtlarını ve restoran sahibinden bir belgeyi başvurusuna ekliyor. Ne yazık ki, başvurusu bizim sıfırcı memura düşüyor. Memur, dosyayı eline aldığında (temizlik işi yapanlara red vermeyi kafasına koyduğu için), H.K. ya da red vermek için SSK kayıtlarını tek tek inceliyor. Restoran sahibinin yazdığı mektubun gerçek olup olmadığının araştırılması için Istanbul’daki İngiliz konsolosluğunda çalışan Türk görevlilerden restoranı araştırmalarinı ve restoran sahibi ile konuşmalarını istiyor. Konsolosluktaki Türk görevliler, restoran sahibi ile konuşup, H.K. nın gerçekten şef garson olarak çalıştığını öğreniyorlar. Memur, SSK kayıtlarının Türkiye’deki sosyal güvenlik kurumundan araştırılmasını istiyor. SSK kayıtları da doğru çıkıyor. Bizim sıfırcı memur, bir kez kafasına taktı ya, mutlaka birşeyler bulacak. Bu sefer SSK üzerinde, restoranın SSK işveren koduna ve il trafik koduna bakıyor. İl kodunun 38 olduğunu not ediyor. Hiç üşenmeden, H.K. nın İngiltere’ye gelmek için yaptığı turist vizesi başvurusunda verdiği adresi araştırıyor. H.K. nın Mayıs 2012 de, İstanbul’da oturduğunu ve il kodunun 34 olduğunu not ediyor. SSK kayıtlarından yine Mayıs 2012′ye bakıyor. Mayıs 2012′de, SSK kayıtlarında 38 il kodunda olan bir işyerinde çalışmış olduğunu görüyor. Daha sonra, İstanbul (34) ve Fethiye (38) arasındaki mesafeyi google ‘dan araştırıyor. Mesafenin 805 Km olduğunu görüyor. Ve başlıyor red gerekçesini yazmaya: (Kolay anlaşılması için gerekçeyi basitleştiriyorum)

 İngiltere’ye gelmek için  Mayıs 2012 de Istanbuldaki başkonsolosluğumuza vize başvurusunda bulunmuşsun. Bu başvuruda adresini Istanbul olarak belirtmişsin. Ancak, Mayıs 2012 SSK kayıtlarında 38 il kodu (Muğla) görünüyor. Istanbul ile Muğla arasındaki mesafe 800 kusur kilometre. Bu kadar mesafeyi katederek işten eve gitmen imkansız. Ya, oturduğun adresi yanlış beyan edip, sahtekarlık yaparak vize aldın, ya da, 38 il kodundaki işverende çalışmadın. Her iki durumdan birinde yalan beyanda bulunduğun çok açık. 1971 yasası, dürüst ve sahtekarlık yapmayan kişilere işveren vizesi verilmesini öngörüyor. Sen, dürüst değilsin, bu yüzden vizeni red ediyorum.”

Memur, yukarıdaki örnekte, H.K.’nın vize başvuru formunda İstanbul’daki ailesinin adresini yazmış olabileceğini aklına getirmiyor tabii.

Aynı memurlar ilgili bir başka örnek daha vermek istiyorum.

Bir başka müvekkilim S.A., Ankara Anlaşmasında ilk yılını tamamlayıp, 3 yıllık başvurusunda dosyası bu memura düşen şanssızlardan biri. Memur, SA’nın vergi beyannamesindeki (Tax Return) cirosunun 22540 Sterlin olduğunu görüyor. Kafasına yine takmış olacak ki, cironun karşılığını satış faturalarında görmek istiyor. İnanın hiç abartmıyorum, hiç kimsenin aklına gelmeyecek şeyi yapıyor ve toplam 600 kusur sayfadan oluşan satış faturalarını tek tek inceliyor ve faturadaki rakamları hesaplıyor. Satış faturalarının toplamının 12540 sterlin olduğunu görüyor. Ve yine başlıyor red gerekçesini yazmaya: “Satışlarının toplamı 12,540 sterlin iken, vergi beyannamende 22,540 sterlin beyan etmişsin, yani satışlarını abartıp, işten kar ettiğini göstermeye çalışmıssın. Satışta sahtekarlık yaptığın için başvurunu red ediyorum.

Moral  bozmak gibi olmasın ancak, bizim sıfırcı memurun biriminde amirlerince çok sevildiğini ve onun vize reddindeki ince fikirlerinin diğer memurlara örnek olarak gösterildiğini belirtmem gerekiyor. Kolay vize veren eski memurların yerine, bizim sıfırcı memur tarafından eğitilen yeni memurlar göreve geldi. Son zamanlarda artan saçma sapan red gerekçelerinin nedeni de bu memur değişiklikleri.

Eş vizesinde son kararı verecek yüksek mahkeme duruşması başladı

eş vizesiEş vizesinde aranılan 18,600 sterlin minimum gelir kuralının ele alınacağı yüksek mahkeme duruşması bugün başladı. Duruşmanın en az 2 gün sürmesi ve mahkemenin de önümüzdeki 2-3 hafta içinde karar vermesi bekleniyor.

İşlerimin yoğunluğu nedeniyle, mahkemeyi bizzat takip edemiyorum ancak asistanım, bazı vize mağdurlarının mahkeme binası önünde Home Office’i protesto ettiğini ve ellerinde pankartlarla mahkemeyi desteklediklerini söyledi.

Bir ülkenin kendi vatandaşlarına karşı ayrımcılık yaptığı durumlara nadiren rastlanır. İngiltere, gerçek olmayan evlilikler yapılarak, eş vizelerinde sahtekarlık yapıldığını öne sürerek, 2 yıl önce çok radikal kararlar almıştı. Son 2 yıldır, AB ülkesi dışından eşini getirmek isteyen İngiliz vatandaşları en az 18,600 sterlin gelir elde ettiklerini göstermeleri gerekiyor. 

Hükümet, sahte evlilik argümanında haklı olabilir, ama sahtekarlıkları önleyeceğim derken, gerçek evlilikleri görmezden gelmek, sadece insan haklarının açık bir ihlali olmuyor, aynı zamanda vicdanları yaralıyor. İngiltere’de eşler, başka ülkeden birini sevdikleri ve evlendikleri için cezalandırılıyor, çocuklar anneleri veya babaları olmadan büyümek zorunda bırakılıyor.

Mahkeme’nin Home Office’in argümanını geçersiz kabul edip, ilgili yasanın iptali yönünde karar alacağını düşünüyor ve umuyorum.

Ankara Anlaşması son durum (Şubat 2014)

ankara anlasmasiGeçen hafta itibarıyla, Sheffield’deki ECAA ekibi, Ingiltere’den Ekim ayının 2. haftasında yapılan başvuruları incelemekteydi. Bu durumda, şu an için, Ankara Anlaşmasına İngiltere’den başvuranların ortalama bekleme süresi, 4 ay diyebiliriz.

İnceleme yapan memurlar, şu anda en çok şu evraklara dikkat ediyorlar.

1- Bir işyeri açılmış ve Lease agreement yapılmış ise, Title Deed’de, yani tapuda, kiralayan kişinin adının olup olmadığına bakılıyor. Eğer kayıt yoksa, o işyerinin gerçek sahibinin başvuran kişi olmadığı iddiasıyla başvuru red edilebiliyor.

2- Yanında eleman çalıştıranların, EMPLOYER’S LIABILITY INSURANCE yaptırıp yaptırmadıklarına dikkat ediliyor, eğer bu yapılmamışsa, yasalar çiğnendiği için başvuru red edilebilir.

3- Public Liability Insurance yapılıp yapılmadığına dikkat ediliyor.

4- Polis kaydının 7 günlük süre içinde yaptırılıp yaptırılmadığına bakılıyor.

5- Ödenen vergilere ve NI Contribution ödemelerine bakılıyor.

Her zamanki gibi, dosya incelemeleri çok sıkı bir şekilde yapıldığı için, başvuranların dosyalarını dikkatlice hazırlamalarında yarar var. Önceki yıllardaki gibi kolay vize veren memurlar yok artık. Ne yaptığını bilen, hangi dosyalara bakması gerektiğinin bilincinde olan memurlarla karşı karşıya olunduğu unutulmamalı.

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 88 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: